21 Mayıs 2019
  • İstanbul25°C
  • Ankara23°C
  • Konya24°C
  • İzmir26°C

"YÜRÜYEN BÜYÜK DOĞU SEMPOZYUMU"NA DAVET MEKTUBU

Her yiğidin yoğurt yiyişi farklı, fakat yoğurt aynı. Yoğurdu yiyen farklı ağızlar, ağızlardan çıkan aynı lafızlar.

"Yürüyen Büyük Doğu Sempozyumu"na Davet Mektubu

01 Haziran 2016 Çarşamba 00:45

 ‘’Yürüyen Büyük Doğu  Sempozyumu’’na Davet Mektubu

 
Yunus Emre hazretleri şiirin kutbudur. Üstad ise O’nun has torunlarından…
Nasreddin Hoca’ya gelince; onun göle maya çalması, güler-geçer-basitleşir hale getirilmiş, ne yoğurdun hangi yoğurt ne yoğurdu çalan elin hangi el olduğu hep meçhul olarak kalmıştır. Ve fıkra; sadece, -fıkra- olmak üzere bırakılmıştır.
 
Yunus Emre Hazretleri, Nasreddin Hoca’yı uykusunda yakalıyor. Ona yoğurt edilmek üzere bir kase maya ikram ediyor. Nasreddin Hoca, o mayayı göle yoğurt yapmak için götürüyor. Mayalamaya başlarken arkadan seslenen biri;
 
-Ne yapıyorsun Hoca?
 
-Göle maya çalıyorum.
 
-Göl nedir hoca?
 
-Pis su birikintisi.
 
-Açalım gölün önünü akıp gitsin hoca. Uğraşma bu kadar, göl mayalanır mı?
 
Nasreddin Hoca yavaşca çeviriyor başını ve bir müddet bir şeyler anlatır gibi odaklıyor gözlerini adama…
 
Ve nihayet konuşuyor;
-Gölün önünü açamayız. Bu kıyametin tefsiri olur. Buna müsaade yoktur.
 
‘’Göl, dünyadır. Maya; Allah dostlarının elinde duran, onlar olmasa var olamayacak yoğurdun özü. Nasreddin hoca; er kişi, göreviyle meşgul mü’min.’’
 
…Ve bir vakit Abdülhakim Arvasi hazretlerinin elinde bir kase maya. Karşısında, pis su birikintisinin,  ne aidi ne kaçkını Necip Fazıl. Abdülhakim Arvasi hazretleri ona mayanın rengini gösterince, pis sudan değil, sudan bile kaçıyor Üstad. Ve maya çalmak üzere emir alıyor Yunus Emre’sinden. Suya ‘’Büyük Doğu’’yu çalmaya başlayan Üstad, bir zaman sonra gölde mayalanan bu yoğurdun tadını kendisi gibi bir er kişinin alması için uğraşıyor ve sonunda göle baktığında yansımasını görüyor… Ama ne görüyor! Görüntüsü kendisinin aynı ama yansıması çok daha berrak. Yansıması peşinden göle atlıyor ve yansıması kıyıya çıkıyor. O yansımanın adı; ‘’Salih Mirzabeyoğlu’’. 
   Şimdi sıra; göle çalınan son maya olan Büyük Doğu’yu daha kusursuz hale getirmek. Üstadından maya çalmak için emir alan Mütefekkir, göle elle değil kaşıkla maya çalınması gerektiğini kavrıyor ve çok daha hızlı bir boylamda görevine girişiyor. 
 
Son mayanın adı ‘’İbda’’. 
 
Yunus Emre’nin, Nasreddin Hoca’nın, Abdülhakim Arvasi’nin, Üstadın, ortaya koyduğu öz maya. Mayayı göle çalan;  Mütefekkir. Bizler de ağız tadımıza göre yoğurt yemeye çalışanlarız. 
 
Her yiğidin yoğurt yiyişi farklı, fakat yoğurt aynı. 
 
Yoğurdu yiyen farklı ağızlar, ağızlardan çıkan aynı lafızlar.
 
           Yürüyen Büyük Doğu, Göle Maya Çalmaya devam ediyor.
                ‘’Mukaddes Yoğurttan Pay Almaya Davetlisiniz.’’
 
           24-25 Haziran(Cuma Cumartesi),  Saat; 12.00-19.00
  Üsküdar   Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi Avrasya Salonu
 
Mustafa Gültekin  (Akademya Bursa Temsilcisi)
Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.