24 Ocak 2021
  • İstanbul10°C
  • Ankara-3°C
  • Konya-4°C
  • İzmir10°C

"VESAYET DÜZENİ BİR KARŞI HAMLE YAPAR, İKTİDARI YENİDEN ELİNE GEÇİRMEYE ÇALIŞIR MI?"

Bu zümre, önce demokrasiyi ortadan kaldırdı sonra ona yeniden döner gibi yaptı ama ipleri de her zaman elinde tuttu.Ülkeyi "perde arkasından", kimi dönemde de açıkça perdenin önünden yönetti.

"Vesayet düzeni bir karşı hamle yapar, iktidarı yeniden eline geçirmeye çalışır mı?"

24 Mayıs 2017 Çarşamba 11:28

Engin Ardıç; "Vesayet düzeni bir karşı hamle yapar, iktidarı yeniden eline geçirmeye çalışır mı?"

Engin Ardıç, bugünkü Sabah'daki "Yıl 2029" başlıklı yazısında bu soruyu soruyor:

Bürokrasinin beli kırılıyor.
Bürokrasiden kastımız "bugün git yarın gel" anlamında bir "kırtasiyecilik" değildir, onun beli çoktan kırıldı. Artık bazı memurlar işi düşen vatandaşa "köpek muamelesi" edemiyorlar.
Kastımız, bir "zümre" olarak Türkiye'nin efendisi olmuş kitle.
Sosyoloji açısından yani. Bir aristokrat sınıfı bulunmayan Türkiye'nin aristokrasisi bunlardır.
Bu zümre, önce imparatorluğu batırdı sonra mucize yaratıp cumhuriyeti kurdu.
Bu zümre, önce demokrasiyi ortadan kaldırdı sonra ona yeniden döner gibi yaptı ama ipleri de her zaman elinde tuttu.
Ülkeyi "perde arkasından", kimi dönemde de açıkça perdenin önünden yönetti.
İnönü, çok partili hayata dönmek zorunda kaldı ama demokrasiye geçmedi!
Demokrat Parti niçin çuvallamıştır, bilir misiniz? CHP'nin ona çizdiği çemberin, koyduğu çerçevenin, yerleştirdiği kuralların dışına çıkamadığı için...
DP, iktidarının en başında asıl yapması gereken işi yapmadı, anayasayı değiştirmedi.
Seçim sistemini de değiştirmedi.
Bir büyük hata daha yaptı: "Kambiyo rejimine" hiç dokunmadı, döviz fiyatlarının serbest piyasada oluşmasını sağlayamadı, ticaretin ve sanayinin önünü açmadı.
Böylece, iktidarının daha beşinci yılında sıkıştı. Darlıklar, yokluklar başladı.
Döviz darboğazını büyük ölçüde çözebilecek "turizme yönelmeye" de Menderes'in aklı hiç basmadı. (Çünkü bir çiftçiydi, ufku bununla sınırlıydı ve kalkınmadan "tarıma traktör sokmayı" anlıyordu.) Sıkışınca da baskıya yöneldi. Bu arada CHP de onu kışkırtmak için elinden geleni ardına koymadı.
Bu gelişmeler Bayar'ı hiç ırgalamadı, çünkü eski bir İttihatçıydı ("ben komitacıyım" demeyi severdi), CHP kadrolarından geliyordu ve Atatürk'ün de son başbakanıydı... Bürokrat vesayeti onu üzmüyordu çünkü zaten kendisi bürokrattı.
Onun derdi "sistemle" değil "İsmet'leydi"... Nitekim kerimesi de bugün Erdoğan'a karşı çıkarak tarihteki yerini aldı.
Menderes bürokrat değildi, siyasete Serbest Fırka saflarında atılmıştı, evet, on beş yıl CHP'de bulunmuştu ama başka çaresi, gidecek yeri olmadığından. Putin'in gençliğinde komünist olması ve oradan edindiği zart zurt alışkanlığı gibi bir şey.
Fakat liberal devrimi yapmaya, bürokrat vesayetini kırmaya Menderes'in çapı yetmiyordu... Bu eksiği, bürokratlar tarafından katledilmesine yol açtı.
Demirel de vesayetten hep yakınmakla, hep ağlamakla yetindi. Onunla mücadeleye kalkışıp iki kere tepetaklak olunca, çareyi bürokrasiye teslim olup rahat etmekte buldu.
Demirel'in Özal'ı "çekemeyip" ona karşı çıkması ve eski koltuğuna yeniden kavuşma saplantısı bir fetret devrine yol açmış, Türkiye'ye uzun yıllar kaybettirmiştir! Bu bir gaflet ve ihanettir.
Özal'ın yarım bıraktığını Erdoğan geldi tamamladı. Halk devrimi asıl şimdi rayına oturmuştur.
Peki, vesayet düzeni bir karşı hamle yapar, iktidarı yeniden eline geçirmeye çalışır mı? Hani Fransa'da kralcıların 1789 Devrimi'nin intikamını 1815'te almaları gibi?
Bunu Tayyip Erdoğan'dan sonra bayrağı kimin tutup kaldıracağı belirleyecektir. 2029 yılının sorusunu şimdiden sormuş olduk.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.