02 Nisan 2020
  • İstanbul8°C
  • Ankara5°C
  • Konya7°C
  • İzmir10°C

UFUK COŞKUN: MİLLET OLMA ŞUURUYLA BU TOPRAKLARDA KALICI OLDUĞUMUZU YENİDEN İLAN EDECEĞİZ!

Millet kurulan tezgâhın farkında!

Ufuk Coşkun: Millet olma şuuruyla bu topraklarda kalıcı olduğumuzu yeniden ilan edeceğiz!

02 Mart 2017 Perşembe 11:59

Millet kurulan tezgâhın farkında!

CHP'nin Şili'den getirdiği reklamcı Francisco Garcia Ferrada; “ Arkadaşlar, kusura bakmayın sizi anlıyorum ama bir haftadır buradayım 'Hayır' oyunun ne önerdiğini henüz anlamış değilim ayrıca ben Şili'de diktatör Pinochet'e karşı mücadele etmiştim, burada durum biraz farklı, üzgünüm ortada diktatör falan da yok dedi.” Geçen hafta eski milletvekillerine ve partililere konuşan Kılıçdaroğlu ise; referandumda neden hayır denilmesi gerektiğini anlattı. Kemal Bey; TBMM'nin yetkilerinin elinden alınacağını, ülkenin diktatörlükle yönetileceğini ve elbette bunun bir rejim değişikliği olduğunu bir kez daha tekrarladı. Tekrarladı çünkü ortada ne tek adamlılık ne TBMM'nin yetkilerinin elinden alınması ne de rejim değişikliği gibi bir durum söz konusu.

                                              

Muhalefetin referandumda hayır için öne sürdüğü geçerli tek bir argümanı yok. CHP'nin eski vekillerinden siyaset bilimi profesörü(!) Binnaz Toprak'ın dediği gibi; “Rengi kahverengi olan kahvenin kırk yıl hatırı vardır, kahveye oy ver “hayır” de!” ne diyelim, seviye bu kadar. Ülkemizi köşeye sıkıştıracak, istikrarsızlığa neden olacak, gücünü kıracak bir sistem değişikliği paketi olsaydı eğer emin olun destek verirlerdi. Tam da bu yüzden vesayetçi parlamenter sistemi savunmuyorlar mı? Nasıl ki Gezi'de mesele ağaç değilse nasıl ki 17-25 Aralık jüristokratik darbe teşebbüsünde sorun yolsuzluk değilse bugün de mesele rejim değişikliği değildir.

Millete ikna edici tek bir gerekçe ortaya koyamayan muhalefet her zaman olduğu gibi yine o bilindik yollara başvurmaya başladı. Küresel sistemin acenteliğini yapan terör örgütleri, siyasi partiler, STK'lar ve medya,  Gezi ve 17-25 Aralık operasyonlarında da olduğu gibi bugün de ittifak halinde hareket ederek vazifelerini sürdürmeye devam ediyor. Düşünebiliyor musunuz bir önceki Saadet Partisi Başkanı, FETÖ yayın organlarını ziyarette bulunarak; Erdoğan'la yönetilen ülke, 28 Şubat'tan daha beter hale geldi diyerek Ekrem Dumanlı'nın yanaklarından öpmüş bir adamdı.

Yeni gelen başkan ise 28 Şubat'ın yıldönümüne birkaç gün kala Erbakan'ı anma programına Kemal Kılıçdaroğlu'nu çağırdı ve program sonunda, Erbakan'ın partisini kapatan, irtica kisvesi altında dindar insanların emdiği sütü burunlarından getiren, Madımak hadisesinde kendisine günlerce küfür eden zihniyetle aynı karede aile fotoğrafı çektirdi. Bu görüntü başta rahmetli Erbakan'a yapılmış büyük bir hakaret değil midir? Bu nasıl bir Erdoğan nefretidir ki kampanyasını terör örgütlerinin yürüttüğü referandum sürecinde İslam düşmanı bir partiyle aynı amaç uğruna yan yana gelebiliyorlar!

Bizi terör örgütleriyle, darbecilerle bir tutmayın, sistem değişikliğini aklıselim tartışalım diyenlerin düştüğü acziyeti görüyorsunuz. Ellerinde milleti ikna edecek tek bir neden olmayınca Hürriyet Gazetesi'nin “Karargâh Rahatsız” manşetinde olduğu gibi gözdağı vermeyi tercih ediyorlar. Bu manşetin terör örgütlerinin referanduma yönelik yaptığı tehditlerden ne farkı var? 50 yıldır kudretli paşaların önünde diz çökerek manşetleriyle darbecileri destekleyen, ülkede iç çatışma ortamı oluşturan, iktidar deviren/kuran medya baronları yine aynı yola tevessül ederek milleti tedirgin etmeye çalışıyor. Hem de en kirli yöntemle! Artık bunun bir bedeli olmalıdır.

15 Temmuz gecesi üzerimizde F16 uçakları uçuran, TBMM'ni bombalayan, milletin üzerine tank süren, kurşun sıkan, 248 vatandaşımızı şehit eden FETÖ militanlarından rahatsız olmayan karargâhın malum nedenlerden ötürü rahatsızlığını dile getirmesi de bir hayli manidar! İşin aslı er ya da geç ortaya çıkacaktır. Bölge Postası yazarlarından Mehmet Hakan Sağlam, manşet hakkında suç duyurusunda bulundu ve bu manşetle ilgili soruşturma başlatıldı. Bu operasyonun hangi amaçla tertiplendiği, içeride ne tür bir cunta yapılanması olduğu mutlaka ortaya çıkacaktır. Lakin bilinmelidir ki kaos tehditleriyle korku salarak milletin tercihini engellemeye çalışan cuntacı şer şebekenin aktif olduğu bir gerçek.  Ülkenin ehl-i vicdan sahibi vatansever insanları manşete çok sert tepki göstererek her zaman olduğu gibi anında kamuoyu oluşturdular. Ne var ki “ülke 28 Şubat'tan beter halde” diyen ya da “Erdoğan'dan sonra ya diktatör biri gelirse” şeklinde endişelerini dile getiren muhafazakâr yazarlardan tek bir eleştiri gelmedi.

Türkiye, önemli bir kavşakta… Cumhurbaşkanımızın da ifadesiyle 16 Nisan'da tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet için “Evet” diyeceğiz. Millet olarak bir ve diri olmanın önemini idrak edeceğimiz tarihi bir dönemdeyiz. Küresel sistemin manipülasyon araçlarına, tehditlerine ve tuzaklarına rağmen milletin iradesinin başımızın üstünde yeri vardır düsturuyla yapıyoruz çağrımızı. Daha dün 15 Temmuz'da Türkiye düşmanı ülkelerin ve içerideki ihanet şebekesinin tavrını yakından bilen insanlarız. Millet olma şuuruyla bu topraklarda kalıcı olduğumuzu yeniden ilan edeceğimiz 16 Nisan fırsatını elimizden almak isteyen küresel sistemin uşakları evet, bu sefer de başaramayacaklar.

Kurulan her tezgâhı anında deşifre eden ve yüksek sesle tepki gösteren yeni sosyoloji karşısında artık daha fazla deşifre olmaktan başka bir işe yaramıyorlar. Dolayısıyla epeydir kimin hangi maksatla kimlerle saf tuttuğunu çok iyi biliyoruz. Onlar deşifre oldukça biz daha fazla kenetleniyoruz. Ve ülkemizi güçlendirecek, bağımız ve özgür bir ülke durumuna getirecek olan sistem değişikliği için daha fazla gayret sarf ediyoruz.

Ufuk Coşkun-Milat

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.