07 Nisan 2020
  • İstanbul11°C
  • Ankara13°C
  • Konya12°C
  • İzmir15°C

UFUK COŞKUN: "ERDOĞAN'SIZ BİR TÜRKİYE İSTİYORLAR. EĞER ERDOĞAN DÜŞERSE..."

Egemen Bağış o gece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aramamış olsaydı bakanlar, güya “milletin önünde aklansınlar” bahanesiyle Yüce Divan’a gönderilecekti.

Ufuk Coşkun: "Erdoğan'sız bir Türkiye istiyorlar. Eğer Erdoğan düşerse..."

23 Aralık 2019 Pazartesi 01:02

17-25 Aralık Operasyonu

 

17-25 Aralık FETÖ operasyonunun yapıldığı gün kaleme aldığım “Bu bir darbe teşebbüsüdür” başlıklı yazımda şöyle demiştim; “Bu günden sonra dili, ırkı, inancı ne olursa olsun ülkesinden yana tavır koyanlarla bunun tam karşısında olanlar arasında sıkı bir mücadeleye tanıklık edeceğiz. Artık net olma zamanı, herkes safını belirlesin.”

Saflar belirlendi. Aslında saflar çok önceden belirlenmişti. Kraliçenin 600 kiloluk hediyelik eşyayla tam 36 yıl aradan sonra sadece Gül’ün Cumhurbaşkanlığını kutlamak için Türkiye’ye geldiğinde belirlenmişti saflar.

Milletin treninden inip Kraliçenin ve Hillary’in trenine binenler safını çoktan belirlemişti.

Egemen Bağış o gece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aramamış olsaydı bakanlar, güya “milletin önünde aklansınlar” bahanesiyle Yüce Divan’a gönderilecekti.

Peki, bakanlara “gidin aklanın” diyen kişi kimdi? Bugün işi parti kurmaya kadar vardıran Davutoğlu’ndan başkası değildi. Bereket versin Erdoğan bu tuzağı bozdu.

Aksi takdirde Yüce Divan'da 17-25 Aralık darbe girişiminde olduğu gibi dosyalar yeniden açılarak bir şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bağlanmaya çalışılacaktı. Böylece Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığından indirilmesi amaçlanıyordu.

Bir gece yarısı, Erdoğan’dan habersiz Yüce Divan kumpasını tezgâhlayanlar masum değildir. O gün maksatları neyse bugün de aynısını düşündüklerinden zerre kuşku duymuyorum.

Muhalefet ise; 17-25 Aralık haftasını Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Haftası ilan edip, hırsızlığı, soygunu ve rüşveti anlatma derdindeydi.

Ne var ki Bahçeli, bu hatasını Haziran seçimlerinden sonra telafi etti. Ve tabi ona bunun bedelini ödetmek istediler.

CHP deseniz “Başbakan, 30 Mart'ı bile görmeden siyasetten çekilebilir” diyerek FETÖ’ye ne kadar çok güvendiklerini açık ediyordu.

17-25 Aralık FETÖ operasyonunun yapıldığı dönemde firari FETÖ’cü Emre Uslu, Koray Çalışkan’ın sunduğu programın müdavimleri arasındaydı. İsmi lazım değil meşhur bir yorumcu da buraya katılarak, “MİT’e çok geniş yetkiler verildiğinden” falan bahsediyordu.

Emre Uslu şöyle diyordu mesela; “Çok basit bir soru soracağım. Düşünün, eğer 17-25 Aralık rüşvet operasyonunda Türkiye’nin lideri Gül, Arınç ya da Babacan olsaydı (buna Davutoğlu da dahil) biz bu kırılmaları bu tartışmaları bu boyutuyla yine yaşar mıydık? Elbette yaşamazdık.”

Neyse Ahmet Hakan’ın bile gözünü 15 Temmuz’da açan acayip bir süreç yaşadı Türkiye.

Bu operasyonun kilit isimlerinden biri de Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Bir CHP genel başkanı 37 yıl aradan sonra ABD ziyareti gerçekleştirecekti. Ziyaret öncesinde, gazetecilerin Kılıçdaroğlu’na sorduğu tek bir soru vardı. ‘Gülen’le görüşecek misiniz?’

Net cevap veremedi. Aydınlık Gazetesi’nin haberine göre;  ABD ziyaret trafiğinin 2013 yılında birden yoğunlaşması dikkat çekicidir. CHP heyetinin 4 günlük ziyareti boyunca Cemaat’le yatıldı, Cemaat’le kalkıldı.

 “Kılıçdaroğlu ABD’ye mi yoksa Cemaat’e mi gitti” diye soruldu. Heyetin başlıca muhatapları Fetullah Gülen’e yakın örgütler ile Türkiye’de görev yapmış PKK’ya ve Cemaat’e yakın CIA görevlileri oldu.

Kılıçdaroğlu ve CHP heyeti, Cemaatin ana kuruluşu Rumi Forum ile Fetullahçı Amerikan Türki Topluluğu (TAA) temsilcileriyle buluştu.”

Ödülünü de erken takdim ettiler. Eline bilgi belge tape vs tutuşturup yurda gönderdiler. Aylardır FETÖ’nün eline tutuşturduğu tapeleri okudu.

Hüseyin Gülerce bir yazısında; Türkiye'ye dönüşte heyetteki bazı CHP'liler, "yakında öyle şeyler açıklanacak ki, Erdoğan ülkeyi terk edecek" diye konuştuklarını hatta Kılıçdaroğlu’nun Samanyolu TV’de “Erdoğan yurt dışına kaçacak ama yakalayıp getireceğiz” dediğini aktarıyor.

Şunu demek istiyorum. Karşımızda milletlerin kimyasını bozmaya ant içmiş küresel bir örgütlenme var. İçeride de bu güce iman etmiş zayıf, çelimsiz, korkak bir zümre… Her defasında duvara toslayan küresel çetenin yerli işbirlikçilerinden Kılıçdaroğlu da bu tayfadan.

Erdoğan'sız bir Türkiye istiyorlar. Eğer Erdoğan düşerse, Türkiye'yi Kemal Kılıçdaroğlu gibi bu coğrafyaya yabancı, köksüz, ruhsuz, korkak, zayıf, dirençsiz siyasetçilerin eline teslim edecekler.

Yazının tamamını okumak için:

https://www.milatgazetesi.com/yazarlar/1725-aralik-operasyonu/haber-226138

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.