17 Ağustos 2019
  • İstanbul21°C
  • Ankara21°C
  • Konya25°C
  • İzmir26°C

ŞÜKRÜ SAK; "ÖLÜM ODASI"NDAN İNTİBÂLAR, ÖZEL BASKI!

"Fikri yaşamak, yaşamayı fikir bilmek!"

Şükrü Sak; "Ölüm Odası"ndan intibâlar, özel baskı!

08 Mayıs 2019 Çarşamba 03:00

"Fikri yaşamak, yaşamayı fikir bilmek..."

Ta lise yıllarında, İbda Mimarı Kumandan Salih Mirzabeyoğlu'nu -kendini başkalarından ayırdedidci-bu mottosu ile tanıdık!

Şimdi bunu not ederken, hafızam tâ o yıllara gidiyor; bugün piyasayı kaplayan düşük tabiatlı, karaktersiz, kapkaçcı ahlâksızların çamur deryasından tek bir ize bile rastlanmayan o yıllara... Bunun da hikâyesini anlatırız belki.

*

Kitabın arka kapak yazısından:

Bu eser, “Şah-eserler” bütünü olan İbda Külliyatı’nın Mimarı’na dair bir perspektif sunuyor!

Bu perspektifle; “Mirzabeyoğlu demek fikir demektir. Fikir demek Mirzabeyoğlu demektir!” hakikatini de görme imkânı doğuyor!

Mirzabeyoğlu’na bakışta kitaplık çapta (bildiğimiz kadarıyla) ilk olan bu eser vesilesiyle, okuyucunun nazarında İBDA’nın da, onun Mimarı Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun da bambaşka bir çehre kazanacağına inanıyoruz!

*

Salih Mirzabeyoğlu’na muhatap olmak; Varlık, zaman, şuur… toplam hâlde insanın “ne”liği başta olmak üzere, “temel meseleler”in İslâmî çözümüne de muhatap olmak demektir!

Ben “KİM”le olduğumun, “KİM”e muhatap olduğumun şuurundaydım;

Dünyayı değiştirecek devrimci bir mütefekkirin yanında olduğumun…

Öyle bir marifetim olsaydı da, O’nun ağzından dökülen her kelimeyi kaydedebilseydim…

O kelimeler ne mi?

Bizi dirilten nefes…

Her kelime bir ışık...

Her kelime bir soluk….

*

Toplamda 3 cilt olarak tasarlanan, "Ölüm Odası'ndan intibâlar"ın bu ilk cildi, özel baskı ile gönüldaşlarla buluşuyor!

Samimi ve dürüst her  İbda bağlısının sevinçle karşılayacağını bildiğimiz bu eser karşısında, üç beş düşük tabiatlının da hasedinden elinin ayağına dolaşacağını biliyoruz.

Bizi, "sulu dereye götürüp susuz getiren uyanık ahmakların" panayırında, biz bin türlü imkânsızlıkla boğuşarak O'nun fikrini ve kavgasını diri tutmaya çalışırken, bizim verdiğimiz mücadele neticesi "imkân bolluğunda" boğulan, bizi de o güdük hesaplarıyla "gömmeye"(!) yeltenen, hased ve kibir abidesi üç beş düşük tabiatlının (isimlerini de yazarım) da hakkını yemeyelim;

Hasedinizle geberin!

*

Aslında gayet normal bir şey söylüyorum;

O'nun sayesinde elde ettikleri "imkân bolluğunu", O'na dair şeylerin toplumun -özellikle gençliğin- geniş kesimlerine ulaşması için kullanmaları gerekirken, ellerindeki "imkân bolluğunu" O'na dair şeyleri "engellemek, gömmek, yok saymak" için kullanan bu pisliklerin de hesabını soracağımız günler yakındır Allah'ın izniyle!

Yaptıklarının yanlarına kâr kalacağını düşünen bu pisliklerin, sadece üç dört soru ile ciğerlerindeki lekeyi gösterme imkânımızı şimdilik kullanmıyoruz, hepsi bu!

Bizim sormaya bile tenezzül etmediğimiz bu üç dört soru sayesinde insan içine çıkabiliyorsunuz, onu diyorum!

Tekrar, hakkınızı yemeyelim;

Hasedinizle geberin!

on-kapak-a-jpeg.jpg

arka-kapak-son-hali-png.png

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.