19 Kasım 2018
  • İstanbul13°C
  • Ankara7°C
  • Konya3°C
  • İzmir14°C

SALİH TUNA; "AYDINLIK SAVAŞÇILARI HEPİMİZİN EZBERİNDEYDİ. ŞİİRLERİNİ MEYDANLARDA HAYKIRIRDIK ABİLERİMİZLE BİRLİKTE..."

Altın silsilenin peşinde duruş ve endam sahibi entelektüel bir kadro yetişecekti.

Salih Tuna; "Aydınlık Savaşçıları hepimizin ezberindeydi. Şiirlerini meydanlarda haykırırdık abilerimizle birlikte..."

09 Mayıs 2018 Çarşamba 02:56

Bu günah ona yeter

12 Eylül öncesinin Gölge dergisinden tanışmıştık onunla; şiiriyle, duruşuyla. Aradan kırk yıl geçti hâlâ o düzeyde o kalitede bir dergi çıkartılamadı.

Sonra...

Akıncı Güç'le birlikte yürüyüş başladı.

Trabzon'da Ortahisar'da Ahmet Karabıyık, Turgut Balık, Ali Öztürk, Namık, Robot ve daha nicesiyle birlikte "kendinden zuhur" gibi bir yürüyüş eyledik.

Aydınlık Savaşçıları hepimizin ezberindeydi.

Şiirlerini meydanlarda haykırırdık abilerimizle birlikte:

- "elbirlik olmak 

gayesine ermemiş savaş 

bitmemiştir diyenlerle 

omuz omuza dayanmak 

kalelerine emperyalizmin 

ne dur 

ne durak 

ne rahat 

yükseğe 

daha yükseğe

en yükseğe 

dikilsin 

bu 

bayrak 

bu bayrak 

yükselen 

mücadelemizin 

düşenler varmış 

düşenler olurmuş 

düşsün 

aralık kalmaz bu saflar..."

***

Muhafazakâr mahallenin bilmediği / bilemeyeceği isyan şiirleriydi.

Dili, duruşu, üslubu çok farklıydı diğerlerinden.

Ah bir bu anlaşılsaydı... Üstadın hohlayarak erittiği buzdağları çamur deryasına değil gül bahçesine dönerdi.

İlk kitabı: "Bütün Fikrin Gerekliği / iktidar siyaset eylem" elimizden hiç düşmezdi.

Sonra...

Hikâyesi hepimizi yakacak korkunç bir "cinnet müstatiline" maruz kaldı.

28 Şubat darbe sürecinde çocuğunu okula götürürken yoktan yere alındı.

***

Fetullahçılar ve 28 Şubatçıların ortak düşmanıydı.

Zira, daha 90'lı yılların başında Fetullah'ın ABD köpeği olduğunu haykırmıştı.

Tek başına bir "akademya" gibiydi.

Bir düşünce geleneği oluşturacaktı.

Altın silsilenin peşinde duruş ve endam sahibi entelektüel bir kadro yetişecekti.

FETÖ bu yüzden ilk hedefe onu koydu.

İşkencelerden geçirildi. Hücrelerde yatırıldı, telegramlara maruz bırakıldı.

Yüzündeki darp ve işkence izleri...

"Tıraş olurken yüzünü kesti" manşetiyle sunulacak kadar alçakça bir kişilik katli uygulandı.

Yılmadı. Af dilenmedi. Milim eğilmedi. Susmadı. İçerdeyken eserleri 60'ı geçti.

Tam 16 yıl suçsuz yere mahpus damında çürütüldü. 23 Temmuz 2014'te özgürlüğüne kavuştu.

Şayet...

Erdoğan'ı Cumhurbaşkanlığına taşıyan süreç olmasaydı, hücrede can verecekti.

***

Adını telaffuz etmek bile o dönemde yargıyı ve güvenlik kuvvetlerini ele geçiren Fetullahçılara hakaret etmek, hatta isyan etmek demekti.

"Aşksız iman, merhametsiz aşk, öfkesiz merhamet, merhametsiz adalet olmaz" diyen İBDA mimarına namütenahi kinleri, nefretleri vardı.

Zulme karşı bu akıl almaz sessizliğe karşı...

Bir vicdan patlaması mesabesinde, "Yeter artık, bitsin bu zulüm," diye haykırınca (2011'de Ülke TV'de) envaiçeşit tehditler aldım.

Büyük Doğu mimarının, "siz benim arkamdan gelmeyeceksiniz, ben sizin arkanızdan koşacağım" diye iltifat ettiği İBDA mimarına bunca zulüm reva görülürken "dönemin cumhurbaşkanı" (eski Büyük Doğu'cu) Abdullah Gül (af yetkisi olduğu halde) sonuna kadar seyretti.

Neden acaba?

İBDA'cı gençler Fe'mi'sini üzdüler diye mi yoksa Gülen "üzülür" diye mi?

Daha başka ne diyeyim, bu günah ona yeter.

Salih Tuna-Sabah

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.