20 Eylül 2017
  • İstanbul28°C
  • Ankara25°C
  • Konya24°C
  • İzmir25°C

NAMIK KEMAL ZEYBEK-FETÖ İLİŞKİSİ

Türklerin dini yok mu?

Namık Kemal Zeybek-FETÖ ilişkisi

01 Ağustos 2017 Salı 01:49

Türklerin dini yok mu?

Eski kültür bakanlarından Namık Kemal Zeybek yeni kitabının (Türk’ün İnancı, Doğan Kitap, 2017) tanıtımı için, 2 Temmuz 2017 tarihinde, Hürriyet gazetesine bir röportaj verdi.

Röportajda, Türk ve Arap Müslümanlığı arasında farklar olduğunu öne süren Zeybek, Osmanlı Devleti’nin çöküşünü Türk inancından çıkıp Arap Müslümanlığına geçmekle açıklıyor.

Zeybek’e göre; Felsefe yasaklanıyor, Osmanlı çöküyor.

*

Namık Kemal Zeybek’in geliştirdiği mantıkla yola çıkarsak diğer Türk devletlerinin çöküşünü nasıl izah edeceğiz?

Öyle ya, 16 tanesi büyük olmak üzere onlarca Türk devleti kuruldu ve hepsi zamanla yıkıldı.

Onlar da mı Araplaştı, onlar da mı felsefeyi yasakladı!

*

Namık Kemal Zeybek röportajda, Türklerde din yok, inanç var diyor.

Cüreti görüyor musunuz?

Türklerde din yokmuş!

Bakalım, Türklerde din var mı, yok mu?

Tarihî araştırmalar, Türklerin aslında göçebe bir millet olmadığını, zorunlu nedenlerle göç ettiklerini göstermektedir.

Türkler, tarihin kaydettiği en medenî ve dinamik milletlerden biridir. Türklerin dikkat çeken bir başka yönü ise diğer milletler gibi putperest olmayışıdır.

Türklerin, tahtadan, kayadan veya başka maddelerden yontulmuş müşahhas tanrıları yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır.

Türkler, çok eski çağlardan beri, tek tanrılı bir din olan “Gök Tanrı” inancını devam ettirmiş, bu inanış onların hayatında belirleyici bir etken olmuştur.

Türk milletinin en eski yazıtlarından olan Orhun Kitabelerinde, bir “Tek Tanrı”nın varlığı, O’na gösterilen hürmet ve O’nun iradesiyle işlerin olduğu inancı dikkat çekmektedir.

Kaynaklar, tarih boyunca Orta Asya ve Kuzey Asya’da sayısız devlet kurmuş olan Türk boylarının hemen hepsinde “Gök Tanrı” inancının bulunduğunu belirtilmektedir.

Hunlar, Göktürkler ve Uygurlar gibi, Türk devletlerindeki dinî sistemin merkezinde Gök Tanrı inancı yer almaktadır.

Türklerin inandığı “Gök Tanrı” tektir, ezelî ve ebedidir, her şeyin yaratıcısıdır, öldürücüdür, kâinatın efendisidir, O görünmez, O’na kurbanlar sunulur.

Türklerin Gök Tanrısı, Türk lehçelerinde “Gök Tanrı”, “Tengri”, “Tangara”, “Tingir” şeklinde ifade edilir.

Türkler, “Tanrı” kelimesini Müslümanlığı kabul ettikten sonra da aynen kullanmaya devam etmiştir. Bugün bile bir Türk’ün evine gitseniz “Tanrı misafiri” diye karşılar.

Türklerdeki Tanrı ifadesi binlerce yıldır hiç değişmemiştir.

Türklere ait en eski yazıtlar olan Gök Türk Kitabelerinde, Gök Tanrı’ya minnet ve şükran duyguları ifade edilmektedir. Hakanları tahta çıkaran, Türkleri felâketten koruyup, zafere ulaştıranın O olduğuna inanılır.

Türklere ait tarihî metinlerde Tanrı adı tek başına, başka tanrılarla karıştırılmadan kullanılmaktadır.

Eski Türklerde “Gök Tanrı”nın “yüce” sıfatları vardır. O, hayat veren, yaratan, öldüren, iradesine göre hükmeden, yardım eden, cezalandıran, insanlara bilgi veren, yol gösteren “yüce” bir varlıktır.

Türkler, Tanrı’yı hiçbir zaman insanî sıfatlarla sıfatlandırmamıştır.

Eski Türklerin Gök Tanrı dininde “ahiret inancı” da vardır. Öbür dünyada ikinci bir hayatın varlığına, mahşer gününe, iyilik ve kötülüklere dair hesabın öbür dünyada verileceğine, hesapların görülmesi için öbür dünyada bir adalet mahkemesi kurulacağına, ruhların ebediliğine inanılır.

Eski Türkçe’de “ruh”, “can” anlamında “tin” kelimesi kullanılır. Bu, aynı zamanda “nefes” demektir. Ölümü, nefesin kesilmesi, ruhun bedenden bir kuş misali uçması olarak görürlerdi. Ölen birisi için “uçtu”, “uçmağa vardı” derlerdi. Türklerde ölülerin kefenlenerek gömülme geleneği vardı. Ruhları öbür dünyaya göçen atalar için at, sığır ve davarlardan kurban keserlerdi. “ölü aşı” denilen ziyafetler yapılırdı. Türklerdeki bu inanışlar günümüzde de aynen devam etmektedir.

Eski Türklerde, insanlara düşman olan, gizli bir kuvvet şeklinde tasavvur edilen, “kader” inancı da vardı.

Mukaddes kabul edilen dağlara, yılın belirli zamanlarında ziyaret yapılır, kurbanlar sunulurdu. Meselâ, Göktürkler her sene beşinci ayın 10. ve 20. günleri içinde “Altın Dağ”a çıkıp Tanrı’ya ibadet etmek suretiyle “Hac” yapardı.

Kısacası; Türklerin Gök Tanrı inancında; tek Tanrı, ahiret, cennet, cehennem, melek, şeytan, ruh, ruhun ölmezliği, kurban ve haşir (kıyamet günü) gibi inançlar, gelenekler vardır.

Türklerin inandığı “Gök Tanrı” somut bir varlık değildi, fezaları ve semaları istilâ eden yüce bir varlıktı. Gök Tanrı dininde; cennet “uçmak”, cehennem “tamu”, iblis “yalbız”, melek “erçin”, ahiret “öte dünya”, peygamber “yalvaç” inançları vardır.

Türklerin “Gök Tanrı” inancı, tek tanrılı semavî bir dinin bütün özelliklerini taşımaktaydı.

*

Zeybek röportajda şöyle devam ediyor:

Varlığın dışında bir Tanrı falan yok. O yüzden Türk inancında ‘Tanrı var mıdır, yok mudur’ tartışması da yok...”

Varlığın kendisi Tanrı’dır.

Türk Müslümanlığıyla Arap Müslümanlığını ayıran birinci mesele budur: Tanrı inancı.”

*

Yazıyı hemen burada bırakıp internetten Panteizm’i araştırın.

Zeybek’e ait olan yukarıdaki satırlarda panteizm anlatılmaktadır.

Panteizm, Evrendeki her şeyi tanrı olarak gören, Tanrı ile doğayı özdeşleştiren bir düşüncedir.

*

Zeybek devamla şunları söylüyor:

Yani teşkilatlanmış bir din kurumu yok.

Hatta din adamı kurumu yok.

Türkler dini inançlarını ailenin en yaşlısından öğreniyorlar.

*

Zeybek’e şunu sormak lazım, madem Türklerde din adamı yok, dini bilgiler aileden alınıyor, Ahmet Yesevi kim?

Hacı Bayram-ı Veli kim?

Bu insanlar yüzlerce talebeyi eğitip Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar niye gönderdiler?

Namık Kemal Zeybek uzun yıllar Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı yaptı bu soruları rahatlıkla cevaplayacaktır.

Zeybek’in derdi ne?

Dini değerleri zedelemek günümüzde vaka-i adiye sayıldığı için Namık Kemal Zeybek’in bu sözlerinin üzerinde durulmadı.

Biraz gerilere gidelim.

Hatırlarsınız, Fethullah Gülen, Kelime-i Tevhid’in içini boşaltmakla, "La İlahe İllallah, Muhammedün Resulullah" yerine, sadece "La İlahe İllallah " demekle eleştiriliyordu.

Fethullah Gülen, Kelime-i Tevhid kelimesi içerisinden Hazreti Muhammed’i çıkartmakla dinin içini boşaltıyordu.

Dinin içerisi boşaltılınca geriye sadece Tanrı inancı kalıyor, böylece dinler arası diyaloğun önündeki engel kalkıyor.

Zeybek’in sözlerini böyle okumalıyız.

Zeybek-FETÖ ilişkisi

(Namık Kemal Zeybek, Pensilvanya’da başköşede)

Fethullah Gülen’i 1978 yılından beri tanıyan ve bu süre içerisinde sık sık görüşen Namık Kemal Zeybek, FETÖ örgütlenmesinin yurt içinde ve yurt dışında, bilhassa Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde yaygınlaşması için yoğun çaba sarf etti.

Öyle ki, 2010 yılında ABD’ye giderek çeşitli şehirlerdeki FETÖ okullarını ve kültür merkezlerini ziyaret eden Zeybek, ABD’nin Los Angeles şehrinde düzenlenen “East and West encounters the Gulen movement” (Doğu-Batı Buluşmasında Gülen Hareketi) konferansına katıldı, bir konuşma yaptı.

Gezi ve konferans sonrası Pensilvanya’ya geçen Zeybek, Fethullah Gülen’le günlerce baş başa kaldı, görüşmelerde bulundu (günümüzde AK Parti İzmir milletvekili olan Hüseyin Kocabıyık gezi ve görüşme esnasında Zeybek’le birlikteydi).

ABD gezisinden dönen Zeybek, Radikal gazetesinde Fethullah Gülen hareketini öven bir yazı dizisi kaleme aldı.

*

FETÖ şebekesine uzaktan yakından bulaşanların, Bank Asya’nın önünden geçenlerin bile soruşturmaya uğradığı bu günlerde, Fethullah Gülen organizasyonunun dünyaya yayılmasında önemli katkısı bulunan Namık Kemal Zeybek’e bir tane olsun soru soran oldu mu acaba!

Not: Medya patronu Aydın Doğan ile Namık Kemal Zeybek bacanaktır.

Zeybek, 1983-1987 yılları arasında Doğan Haber Ajansı'nda 4 yıl koordinatör olarak görev yaptı.

Namık Kemal Zeybek’in Fethullah Gülen hareketini övmek için dizi yazı yazdığı Radikal gazetesi Aydın Doğan’a aitti.

Zeybek’in bu yazıda konu ettiğimiz Türk’ün İnancı kitabı Aydın Doğan’a ait olan Doğan Kitap tarafından yayınlandı.

Kitabın tanıtımı için gerçekleştirilen röportaj da Aydın Doğana ait Hürriyet gazetesinde yayınlandı.

İlhami Yangın-Avaz Türk

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.