22 Eylül 2019
  • İstanbul20°C
  • Ankara18°C
  • Konya18°C
  • İzmir26°C

MUSTAFA KEMAL: "PADİŞAHIMIZ, KALBİMİZ SİZE KARŞI SADAKAT VE BAĞLILIK DUYGUSU İLE DOLU OLARAK..."

"Padişahımız, kalbimiz size karşı sadakat ve bağlılık duygusu ile dolu olarak, tahtınızın etrafında her zamankinden daha sıkı bir sadakatle bağlanmış bulunuyoruz.’’

Mustafa Kemal: "Padişahımız, kalbimiz size karşı sadakat ve bağlılık duygusu ile dolu olarak..."

27 Ağustos 2019 Salı 02:04

Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya çıkışı nasıl oldu?

Her şey, 30 Ekim 1918 de imzalanan Mondros Ateşkes antlaşması gereği, 15 Mayıs 1919 Perşembe günü İzmir’in Yunan askerleri tarafından işgali ile başladı. 

Mustafa Kemal Atatürk’ün hatıralarından ve Nutuk’tan anladığımız kadarıyla Mustafa Kemal Paşa’nın paravan bir vazife ile Samsun’a çıkması ve bu vazifenin Padişah Mehmet Vahdeddin Han tarafından bilinmesi ve devrin Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa tarafından onaylanması artık herkes tarafından bilinen bir hakikattir.

Yazımın sonunda kaynakların adlarını da vereceğim oradan kontrol edersiniz.

İzmir’in işgalinden bir gün sonra, 16 Mayıs 1919 Cuma günü İngiliz deniz subayı John Bennett Godolphin tarafından verilen vize ile Bandırma vapuru ile Samsun’a doğru yola çıkmıştır.

Resmi Vazifesi 9.Kıta Müfettişi-Padişahın Fahri Yaveridir. Yaverlik elbisesi ile çektirdiği resim Fahri Yaveri Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919 pazartesi günü Samsun’a varır. 
Sonra malumumuz Havza, peşinden 22 Haziranda Amasya, 23 Temmuzda Erzurum, 4 Eylülde Sivas kongreleri.
Ve en nihayet, 23 Nisan 1920 günü geldiğinde Ankara… Günlerden Cumadır.

Cuma Namazının kılınmasının ardından okunan Kur’an-ı Kerim, kesilen kurbanlar, Hatm-i Buhariler ve padişaha bağlılık yeminlerinin akabinde açılan Büyük Millet Meclisi…Kalabalık, Meclis binasına giderken en önde yeşil örtülü bir rahlenin üstüne konmuş olan Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin Sakal-ı Saadet’ini başının üstünde taşıyan biri vardı. 

Okunan dualardan sonra mebuslar binaya girdiler ve Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’de açıldı. 27 Nisan 1920’de, altında “ Büyük Millet Meclisi emriyle Mustafa Kemal ” imzasını taşıyan Padişah Sultan Vahdeddin’e bir “ Sadakat yazısı ” gönderildi.

Bu gayet uzun yazıya Gazi Paşa şu şekilde başlıyordu;
Büyük Padişahımız, Halife ve en kutsal Hakanımız, Efendimiz, İstanbul’un işgali ve bunu izleyen facialar üzerine durumu incelemek, Saltanatımızın hukukunu ve  Millî istiklâlimizi savunmak ve sağlamak maksadıyla bu defa Ankara’da Büyük Millet Meclisi halinde toplandık Anadolu’nun düşman işgali altında olmayan her köşesinden gelen ve millet tarafından olağanüstü yetkilerle izinli kılınan milletvekilleri, oy birliği ile aldıkları karar sonunda bazı gerçekleri yüce kapınıza arz etmeyi, kendileri için bir sadakat ve kulluk görevi bilirler.

Padişahımız, kalbimiz size karşı sadakat ve bağlılık duygusu ile dolu olarak, tahtınızın etrafında her zamankinden daha sıkı bir sadakatle bağlanmış bulunuyoruz.’’

Yani ne demiş Gazi Mustafa Kemal 23 Nisan da ‘’ SALTANATIMIZIN HUKUKUNU VE MİLLİ İSTİKLALİMİZİ SAVUNMAK ‘’ evet bizzat meclis reisi sıfatı ile bunu söylüyor Gazi Paşa.. ve devam ediyor..

‘‘ Toplantısının ilk sözü padişahına bağlılık olan bu meclisin son sözünün de bundan ibaret olacağını yüce kapılarına en büyük ve alçak gönüllükle arz eder ‘‘ diye devam ediyor... TBMM’nin Padişah’a bağlılık mesajları uzun bir süre devam etmiştir. 

Nitekim Eylül 1920’de kabul edilen 18 sayılı kanunun 1. maddesinde, “TBMM’nin gayesi Hilâfet ve Saltanatın, vatan ve milletin kurtulmasından ibarettir.” sözü, 18 Eylül 1920’de Meclis’te okunan hükümet programının 1.maddesinde de “TBMM millî sınırlar içinde yaşama, bağımsız olma, Hilafet ve Saltanatı kurtarma gayesiyle kurulmuştur” denildi. 

8 Eylül tarihli Bütçe Kanunu’nun başında da, “Zat-ı Hazret-i Padişahî ve Hanedan-ı Saltanat” bazı kanunlarda da, “Memalik-i Osmaniye” adı kullanıldı. 27 Nisan 1920 açılışın 4.günüdür. Mecliste bir hareketlilik vardır. Çünkü o gün Vahdeddin Hanın emri ile Meclise İstanbul’dan Harbiye Nazırı Mareşal Fevzi Çakmak Paşa gelmiştir.

Mareşal Fevzi Çakmak Büyük Millet Meclise bir hitabette bulunur. “Sevgili mebus arkadaşlar; Söze başlarken İstanbul’un esaret muhitinden kurtularak Ankara’nın hür muhitine geldiğimden dolayı Cenab-ı Hakk’a hamd ve şükür ederim. (alkışlar) Ve beni böyle karşılayan sizlere de teşekkür ederim. 

Efendiler, gerek padişahımız efendimiz hazretleri, gerek bendeniz, 500 senelik bakir payitahtımızın ilk defa düşman tarafından işgali faciasını görmek bedbahtlığına uğramış felaketzedelerdeniz.

Bir gün sonra Padişahımız efendimizle görüşmek üzere Cuma selamlığına gittim.  Namazdan evvel padişahımız bendenizi kabul ettiler. Fevkalâde üzgün bir halde bulunuyorlardı. Bana dediler ki; (Fevzi Çakmak’a)    ‘‘ Ben bugün böyle müthiş bir azap içinde camiye gelmek istemiyordum. Fakat halife olmam veçhiyle bu Cuma selamlığı bana bir dini mükellefiyet. Bu yıkımın enkazı altında kalmakta bana çok ağır geliyor. Bu enkazın altında ezildik ‘‘ diyerek üzüntüsünü dile getirdi.

Ertesi hafta padişahımız beni Cuma selamlığında tekrar karşıladı ve buyurdu ki ; “PAŞAM AMAN ANADOLU İLE İRTiBATI TEMİN EDİNİZ”. Ben de dedim ki efendim irtibat hazırdır. Fakat İngilizler sıkıntı çıkartıyor. Bu sözüm üzerine zat-ı şahane bana;  “…Olsun siz sakın Anadolu ile irtibatı kesmeyiniz” buyurdular. Arkadaşlar İngilizler bizden ve padişahımız efendimizden Anadolu harekâtını ve Kuva-yı Milliye’yi inkâr ve reddetmemizi (link: http://istediler.Biz) istediler. Biz bunu kabul edemezdik ve etmedik de. Çünkü Kuva-yı Milliye’yi reddetmek doğrudan doğruya halkı reddetmek demektir. Biz bunun farkındaydık. 

Sonra dediler ki siz ve padişahınız ‘’Kuva-yı Milliye’yi reddetmezseniz bütün yolları keseceğiz. Anadolu’ya giden tüm buğdaylara el koyup yalnızca bize yakın olan Ermeni ve Rum halka buğday verir, Türk halkını açlığa terk ederiz. Hükümet olarak biz ve Padişahımız buna rağmen Anadolu harekâtı ve Kuva-yı Milliye. Aleyhinde en küçük bir söz söylemedik. Zinhar söyleyemezdik. (meclisten kahrolsunlar sedaları) 

PADİŞAHIMIZ ANKARA’NIN ZAFERLERİYLE SEVİNİP, BAŞARISIZLIKLARI İLE HÜZÜNLENMEKTEYDİ. 

İşte 23 Nisan 1920 Cuma günü TBMM’nin açılışında yaşananlar bunlardır.
Faydalanılan Kaynaklar ise şunlardır.
Bilhassa Fevzi Çakmak Paşanın konuşmaları zaten Meclis Resmi Zabıtlarındandır.
Diğerleri ise;

1 – ŞAHBABA, MURAT BARDAKÇI, GRİ YAYINLARI, 4. BASKI, SAYFA; 635-636-637 
2 – SON İMPARATOR VAHDETTİN, KARAKUTU YAYINLARI, 3. BASKI, TİMUÇİN MERT, SAYFA;106–107–108–109–110 
3 – VAHDEDDİN’DEN MUSTAFA KEMAL’E, TÜRK EDEBİYATI VAKFI YAYINLARI, 3. BASKI, İLHAN BARDAKÇI, SAYFA; 58-59-60-61-62-63
4 – BELGELERLE MUSTAFA KEMAL VE VAHDETTİN, MOR KALEM YAYINLARI, 1. BASKI, HANRİ BENAZUS, SAYFA; 99-100-101-102-103 
5 – VAHDETTİN HAİN Mİ? ,LAMURE YAYINLARI, 1. BASKI, İSMAİL ÇOLAK, SAYFA; 45-46-47-48 
6 – GÖRÜP İŞİTTİKLERİM, TÜRK TARİH KURUMU YAYINLARI,
3. BASKI, ALİ FUAT TÜRKGELDİ, 182-183-184-185 
7 – T.B.M.M. ARŞİVİ ZABT-I CERİDE SAYFA 90-91-92-93 
8- TBMM Zabıt Ceridesi, D;1, C;1, Sf; 60.
9- Fahri Belen, Türk Kurtuluş Savaşı, Sf; 171-172
26 - Şimdi tüm bu kaynaklardan sonra vicdanı olanlara soralım: Gazi Mustafa Kemal Paşayı Anadolu’ya kim göndermiş?
Gazi için idam kararı çıkmış ise (1919 Ağustos’unda) Gazi aylarca hatta yıllarca Halife-i Padişaha bağlılığını neden yemin billah gösteriyor?
1922 Ekim’e kadar.

Mustafa Albayrak / Müzakerat.com

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.