09 Nisan 2020
  • İstanbul6°C
  • Ankara6°C
  • Konya8°C
  • İzmir8°C

MUSTAFA GÜLTEKİN YAZDI; ÇEKİRGE BİR SIÇRAR, İKİ SIÇRAR VE SONUNDA ONA HİKMET VERİLİR!

Müslümanları harekete geçirenler, Müslümanları uyaranlar; Ehl-i sünnet vel cemaat itikadına sıkı sıkıya bağlı cemaatlerdi.

Mustafa Gültekin yazdı; Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar ve sonunda ona hikmet verilir!

18 Eylül 2016 Pazar 16:51

Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde yakalanır.

Çekirgeden doğmuş, çekirgeler içinde büyümüş, kendini çekirge gibi hisseden ve pratiğini tamamiyle sıçramak üzere geliştiren çekirge, üçüncü sıçrayışında yakalanacak, öyle mi?

Ustalık yönü sıçramak olan bir varlığın üçüncü sıçrayışında yakalanacağını bas bas bağıran kafatası, çekirgenin yeteneklerini asimile etmek için psikolojik harekat yapıyor. Korku harekatı!

Yapılan bu harekat, Türkiye’nin her yerine şamil vaziyette yapılıyor. Fikirleri devşirici, hisleri değiştirici, maddeyi istediklere şekle dönüştürücü bu harekatın sadece bir bölümü bile, ülkeyi görülmemiş bir vahşet içinde bıraktı. Yapılan bu harekat kafa kesti, insan biçti. Çelikten tanrılara iman edenler, bir avuç iman kokulu et parçasına yenik düştüler. Kalbinde Allah’ın mührünü hisseden herkes yapacağını yaptı ve millet operasyonunu tamamladı. Eyvallah, halk için konu kapandı. Peki şimdi?

Korkular var, korkular. İnceden kalına, küçükten büyüğe, farklı varyasyonlarla devam eden tuhaf korkular. Korkunun populasyonu bu!

Oysa çekirge, milyar yıllık varlığının tek varisi!

Oysa çekirge, yaptığı en iyi şey olan ‘’sıçramak’’  eylemine hazır!

Kim derdi ki; kartonpiyercilik yapıp boş zamanlarında dükkanın önünde limonlu çay içen Ahmet abi, sabah 8 akşam 4 mesaiyle fabrikada çalışan Mesut kardeş, milletin önünden geçerken fark etmediği boyacı Tahsin abi, dışarıdan süt çocuğu gibi gözüken medreseden-hafızlık kurslarından yeni icazetini almış hoca Muhammed, o gece yarım saate teşkilat kuracaktı. Kim derdi ki; böyle sakin insanlar bir anda “Selehaddini öfke’’yle birden ayağa kalkacak!.

Bildiklerinizle amel ederseniz Allah size bilmediklerinizi de öğretir’’ diye vahyeden Rahman’ın çekirgeye ilhamıdır bu!

Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar ve sonunda ona hikmet verilir.

FETÖ’cülük;  Müslümanları devşirme projesiydi. Kamalizme ve her türlü Allahsız ideolojiye boyun eğdirme harekatıydı. Fakat planın son hamlesi tutmadı.

 Millet tarafından itlaf edildiler.

Müslümanları harekete geçirenler, Müslümanları uyaranlar; Ehl-i sünnet vel cemaat itikadına sıkı sıkıya bağlı cemaatlerdi. Şimdilerde kripto FETÖ’cüler;

(1) Çekirdek kadromuzda İran-selef-i müteehhirler-vahhabiler olsun diye bir yerlerini yırtıp İslamcı olduğunu söyleyen Şiacılar

2) Kamalizm denilen ucube anlayışının sahipleri 

3) “Amerikaya, iman bizim siyasetimizdir” diyen Ak Parti içindeki gizli işbirlikçiler)

Cemaatlere yükleniyorlar ki; bütün stratejiler bittiği vakit milleti sokaklara döken ve yiğitçe çarpışıp şehit olun diyen cemaatler ortadan kalksın ve her şey bitsin.

Tarikatlara ve cemaatlere saldıranları iyi takip etmek lazım. Hele şu zamanda!  Çünkü tarikat ve cemaatler her şeyden önce millidir. Bu toprakların suyu onların hatırına yiğit doğurur.

 ‘’Ben sadece Müslüman olarak sokaklarda çarpıştım, bir cemaate bağlı değilim’’ diyen kardeşler de bilsinler ki, Hoca Ahmet Yesevi hazretlerinin onların gönüllerine ektiği tohumlar var. O tohumlar hatrına ayaktalar.

 Herkes, her şeyden önce şunu bilsin. İstihbarat kelimesi bir ortamda geçtiği zaman herkes bir garip olur. Bu kavram ya ilgi çekerek ya korkutarak herkese kendini tanıtır. İşte o kavram incelendiğinde; yani coğrafi, stratejik, biyometrik gibi yüzlerce dala ayrılan istihbarat biçimleri ele alındığında, en tehlikelisi ve en saklananı metafizik istihbarattır. Bir dine bile iman etmeyen laik ve maddeci devlet sistemi, metafizikten ne anlar ki? Fakat hala ayakta ve sabitse bunun manası metafizik istihbaratla uğraşan Nakşi istihbaratçıların var olmasıdır!

Fettoş; ‘’Allah onların evlerine ateşler salsın’’ diye bir silsile beddua ettiğinde cemaatler müridlerini dua için toplamıştı. Çünkü fetonun normal gibi gözüken bedduası aslında kabala büyü sisteminin bir parçasıydı. Yani anlayacağımız “Görülen köy kılavuz istemez’’ denilirken kendimizi veya inancımızı köyü görebilen kılavuz sanmamamız. Hem işte köy orada!

İsviçreden bir gecede uçakla gelip hasretini dindirenler,  koşa koşa dua alıp geri dönenler. İşte Menzil, işte İsmailağa

Bu kadar illet formunun var olduğu ve devletin türlü kademelerine CIA ve çeşitli örgütlerin taktikleriyle yerleşmiş bu Allahsız piyadelerden kurtulmanın yolu bellidir.

Dedik ya, çekirge diye.

Çekirgeler hazır. Şimdi sıra, üçüncü sıçrayışta.

Şimdi sıra; ‘’Başyücelik Nizamı’’nda!

18.09.2016

Mustafa GÜLTEKİN

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.