14 Ekim 2019
  • İstanbul17°C
  • Ankara6°C
  • Konya8°C
  • İzmir17°C

HASAN KAPAR YAZDI; GENEL AF NİÇİN ÇIKMALI? -III- ERDOĞAN'A KURULAN BÜYÜK TUZAK!

Üst aklın fantezi dünyası ürkütücü değil mi?

Hasan Kapar yazdı; Genel af niçin çıkmalı? -III- Erdoğan'a kurulan büyük tuzak!

29 Eylül 2019 Pazar 15:57

GENEL AF NİÇİN ÇIKMALI ?                                    

Hasan Kapar

Manifesto Af   (3)

  Hazreti peygamber böyle buyurmuş;

“Ben yüksek ahlakı tamamlamak üzere gönderildim..."

Büyük Doğu İBDA diline aşina olanlar bilir, Mirzabeyoğlu , “Hukuk ahlakın pıhtılaşmış halidir“ der.

Allah Resul’ü, bir yönüyle de, yüksek hukuku tamamlamak üzere gönderilmiştir aslında. Yani adaleti tesis için! Yeryüzünün adalete olan açlığı idi İslamı çağıran. Tıpkı günümüzde yaşanan ‘adalet buhranı’ gibi. Elinizi attığınız hemen her konu, müthiş bir hukuksuzluğa çıkıyorsa, gelir dağılımından liyakatsizliğe, açlıktan obeziteye, güçlü olanın zulmünden, imkansız olanın öfkesine kadar hemen her konuda yaygın bir derin umutsuzluğun, kendi adaletini kendi eliyle sağlama çabasının sardığı çağımızda…

Evrensel hukuk palavraları Guantanamo’dan kanlı gülücükler atıyor, BM domuzlar diktatoryasının koruması altında. Bir Müslüman tutuklunun iddianamesi 21 yıl sonra tamamlanmış ve önümüzdeki günlerde ilk duruşmasına çıkacakmış.

Evrensel hukukun kuyrukçusu olmaktan kendimizi sıyırıp kurtaramadığımız için aynı adil(!) dünyanın parçasıyız.

Osmanlı’yı reddederek kurulan Cumhuriyet bir tek konuda tutarlıydı. Toplumun tüm kesimlerine uyguladığı zulümde!

Sabahattin Ali’leri Karadeniz’de boğdurarak komünizmden kurtulmuştu güya. Nazım Hikmet’leri ömür boyu hapsederek… Komünistlerle hep oynaştı rejim. Elinin ayarı olmayan kötü arkadaş misali.

Menemen provokasyonu ile Müslüman Anadolu ahalisini biçti. Şeyh Said isyanı bahanesi ile Müslüman Kürt ahaliyi ezdi!

Dersimde Alevi ahaliyi mağaralarda çoluk çocuk zehirledi, mermi kullanmadı maliyet artmasın diyerek.

Nihat Atsız, Alparslan Türkeş ve arkadaşlarını Türkçülük(!) yaptıkları iddiasıyla tabutluklarda terbiye etti, canlı canlı tırnakları çekildi Türkçülerin.

İrili ufaklı Kürtçü örgütleri kendi büyüttüğü PKK eliyle yok edip, PKK’yla mücadele adı altında Doğuyu talan etti. Bir PKK’lıyı bulmak için girdiği köyde tüm köylüyü ezdi. Köyden çıktığında artık orda bir  PKK’lı değil, köyün tümüyle düşmandı.

Diyarbakır cezaevinde babayla oğulu birbirlerine tecavüz ettiren, lağımda yaşatan, insan dışkısıyla insanları besleyen görevliler ihdas etti.

Bir el, toplumu sistematik olarak devletiyle düşmanlaştırdı!

Bildik soydan hiç bir dünya görüşüyle benzeşmeyen, (...) soyu belirsiz bir Kemalist akla yaptırıldı tüm bunlar.

28 Şubat’ta Halil’lere idam verip, 15 Temmuz’da aynı Halil’i kahraman ilan etti. 28 Şubat’ın ve daha önce ki tüm yılların faili olan Kemalist cunta daha sonra bir başka yılana yem edildi.

Kemalistler de paylarına düşeni aldılar bu serüvenden.

Ne var ki onlara yaşatılan zulüm(!) makamlarından etmek ve bir kaç yıl hapis oldu. 28 Şubat darbesi ile Müslümanları hapishanelere atan zevat göstermelik bir yargı süreciyle müebbet hapis cezası aldılar ve evet hiç hapse girmediler. Yaşlı oldukları bahanesiyle. Oysa 28 Şubat mazlum ve kahramanları hapiste yaşlanmışlardı… Onların yaşlılığı tahliyeleri için yeterli görünmedi.

Anadolu topraklarında yaşayan bildiğimiz tüm çeşitler “müesses nizamın” zulmüyle tanıştırıldı sonuç olarak. Komünistler, Türkçüler, İslamcılar, Kürtler, Aleviler, Ülkücüler, Kemalistler…

Üst Aklın fantazi dünyası yahut

Başkan Erdoğan'a kurulan büyük tuzak

 Şu Kemalist cuntayı yutan yılan, bildiğimiz FETÖ!

Fantezi dünyası sınırsız. Meydan okuma ihtirası uçsuz…

Cübbeli  hocayı diyelim enterne edeceksiniz. Klasik Kemalist akıl, kılık kıyafet der, şeyhler dervişler der, medrese der, tarikat der, 5816 der velhasıl bir kulp bulur ve hapse atar.

FETÖ ise tüm bunları demez. İddiasından vurur. Bir İslâm topluluğunun sembol şahsını, “İslamcılığından” vurmaz. Misal, insanız ya, nefsine yenik düşer zina yapar. Mümkün. Ama FETÖ için bu kulp kafi değildir. Cübbeliyi uluslararası kadın ticareti yapmaktan tutuklayıp Bayrampaşa hapishanesine tıktı!

Meydan okumanın dehşetini görüyor musunuz!

Devletin sol terörle mücadelede sembol ismi olan Hanefi Avcı için mesela enterne edilecekse, Kemalist akıl rüşvet der, makamını usulsüz kullandı der, ödenekten yüz bin liralık çekirdek aldı yedi der, kişiyi enterne ederdi.

FETÖ öyle yapmaz. Hanefi Avcı’yı alır, sol terör örgütü yöneticiliğinden hapse atar, 18 yıl ceza verir!

TSK Genel Kurmay Başkanı nasıl enterne edilir. Teamül belli. İstifaya zorlanır. Özel temaslarla başına gelecekler anlatılır, sessiz sedasız… Hayır, FETÖ, TSK’nın en tepe ismini yasa dışı silahlı örgüt yöneticiliğinden hapse atar ve ceza verir.

Üst aklın fantezi dünyası ürkütücü değil mi?

Peki, Başkan Erdoğan’ın en iddialı olduğu nokta neydi?

Yaptıkları ettikleri bir yana, Cumhuriyet tarihinin halk desteğini en uzun süre artırarak elinde tutan efsane lider!

Erdoğan için,  sıradan bir seçim yenilgisi ile enterne edilecek lider olarak görmediklerini bilmeliyiz.

Başkan Erdoğan için planlanan, o çok iddialı olduğu halkı eliyle sokaklarda... Evet, bir Kaddafi sonu planlanıyor!

Bunun için en yakınlarından başlayarak hata yaptırıldığını düşünmek yanlış olmaz.

EYT taleplerine kameralar önünde kişileri küçümseyerek ve suçlayarak itham etmesi mesela. Velev ki bu talepler haksız bir kurgu olsun! Velev ki bu talepleri iktidar karşıtı STK laf tezgahlamış olsun!

FETÖ operasyonları, Yöneticilerinin yurt dışında kestane kavururken burada öğretmendi, kadındı, çocuktu… Şuna selam vermiş, piknik yapmış, hamama gitmiş deyip on binlerce sıradan mensubu hapse atmak, ama büyük başlara dokunulmamasının oluşturduğu derin yarılmalar.

Mahkemece aklandığı halde görevine dönemeyen on binlerce KHK’lının oluşturduğu sosyal doku travması.

15 Temmuz belki de işte tamda bunu yapmak için ‘yapılmış‘ olmasın. Başkan Erdoğan’ın halk desteğini ayakları altından çekip almak. Onu savunmasız bırakmak. Sadece bu mu? Hayır! Halk desteğinin gitmekle kalmayıp, aynı halkı Erdoğan düşmanı yapmak için

Üst akıl meydan okuyucu intikam hesabı için hiç acele etmeden final sahnesine gelmiş durumda.

İstanbul seçimleri bunun sağlamasıydı.

Şimdilerde yüksek sesle, “EYT, KHK ve Af” konusunda seçimden önce bir şeyler yapılsaydı, üç-beşyüzbinlik kayıp olmaz ve İstanbul gitmezdi deniyor!

Ama İstanbul gitti. İlk raundu üst akıl aldı.

Başkan Erdoğan, seçim öncesi kendisine “EYT, KHK, Af” konularında brifing veren bürokrat ve yardımcılarını titizce sorgulamalı!

Evet;

Tarihi bir süreçten geçiyoruz. Her ayrıntının kıymetli olduğu bir süreç bu.

Osmanlı’nın ümmet şuuruyla ama ulus devlet olarak var olduğu Fatih Sultan Mehmet, geldiği noktada tarihi bir karar vermek zorundaydı. Ulus devletten ümmet devletine geçişin kararını verdi. Devlet yapısını, bürokrasisini buna göre şekillendirdi. Bir, çağ kapatıp yeni bir çağ açtı.

Cumhuriyetle birlikte tekrar ulus devlete küçültüldük.

Başkan Erdoğan, İslam coğrafyasında ki suni sınırları kaldırıp tekrar Anadolu merkezli ümmet/genişlemeci paradigmayı hayata geçirmeye karar verdi.

Bu kararın nihai bir hesaplaşması olacaktır kuşkusuz. Sonuna kadar Erdoğan’ın yanında olduğumuz bir hesaplaşma.

Ama, Erdoğan’ında bu süreçte halkı tüm renk ve tonuyla ötekileştirmeden sahiplenmeli, buna engel olan danışman ve siyasetçileri çevresinden uzaklaştırmalı, düşmana acımasız, ama bunu yaparken sıradan ahaliye orantısız müdahaleden uzak yepyeni bir dil geliştirmeli.

Öleceksek de adam gibi ölelim.

Tuzağa düşerek değil!  

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.