30 Kasım 2020
  • İstanbul12°C
  • Ankara7°C
  • Konya5°C
  • İzmir17°C

FUAT UĞUR, KENDİNE YAPILAN "OPERASYON"A CEVAB VERDİ; BÖYLE BİR ŞEREFSİZLİĞİ VE REZİLLİĞİ HAYATIMDA GÖRMEDİM!

Türkiye Gazetesi yazarı Fuat Uğur, kendisine karşı yapılan Oda TV'nin de çanak tuttuğu "algı operasyonuna" sert cevab verdi...

Fuat Uğur, kendine yapılan "operasyon"a cevab verdi; Böyle bir şerefsizliği ve rezilliği hayatımda görmedim!

16 Ocak 2020 Perşembe 15:06

Türkiye gazetesi yazarı Fuat Uğur, kendisine karşı yapılan "algı operasyonu"na sert cevab verdi.

Uğur hakkında yazısında da bahsettiği gibi "skandal bir şahit"e dayandırılan bir "ifade" alınmış, söz konusu şaibeli şahsın yalan ifadeleri Oda TV tarafından manşete çekilmişti. 

Oda TV söz konusu haberin sonunda;"Tanıklığın ne hale geldiği, polis, savcılık ve mahkemelerin kimlere itibar ettiğine dair çok çarpıcı bir örnek, değil mi?" demesine rağmen, uyuşturucu kullanan, karısını bıçaklayan bu tuhaf tanığın ifadelerin manşete çekerek, "çamur at izi kalsın" yöntemiyle, Fuat Uğur'u "FETÖ'cü" ilan etmişti.

fuat-ugur-a-001.jpg

Fuat Uğur, kendisi hakkında, Oda TV'nin de çanak tuttuğu bu operasyonla ilgili bir yazı kaleme aldı...

fuat-ugur-a.jpg

İşte Fuat Uğur'un "Böyle bir şerefsizliği ve rezilliği hayatımda görmedim" başlıklı  o yazısı:

Karısını bıçaklamaktan cezaevine giren, şartlı serbest bırakılıp tekrar suç işleyince tekrar cezaevine konan, denetimli serbest bırakıldıktan sonra yeniden tutuklanıp cezaevine konan Umut Asma diye bir adam.

2014 yılında karısı, iki çocuğunun annesi Elif Hayder’i boşandıktan sonra kıskançlıkla üç yerinden bıçaklayıp kalbine, karaciğerine hasar vermekten cezaevine giriyor ve eski karısının şikâyetini geri çekmesi nedeniyle 5 yıl ceza alıp hüküm geri bırakılıyor.

Bu adam daha sonra tehditten tekrar cezaevine giriyor. Bir süre sonra denetimli olarak serbest bırakılıyor. Denetimli serbestliğin koşullarına uymadığı için yeniden cezaevine giriyor.

Uyuşturucu kullandığı belirtiliyor.

İlk suçundan sonra “hidayete” erip kendisini “Risale-i Nur Talebesi” olarak tanımlıyor.

Bu yaratık tutmuş Karlov suikastı için GİZLİ TANIK olmuş. Cezaevine gelen Türkiye gazetesindeki yazılarımdan “şifreli mesajlar” verdiğimi anlamış. Ciddi ciddi Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne gidip ifade vermiş, Başsavcılık ifadesini almış, sonra da mahkemeye çıkmış tanık olarak dinlenmiş. Aynen şöyle diyor mahkemede:

“Bu gazeteleri inceleyerek, bu şifreleri çözmeye çalıştım ve başarılı oldum. Fuat Uğur isimli kişinin köşe yazılarından Ankara'da Ruslara karşı bir saldırı olacağını anladım. Bunu arkadaşıma da bahsettim. Birkaç gün sonra Rus Büyükelçisi öldürüldü. Bu konu ile ilgili çeşitli ihbarlarda bulundum, terör şubede ifadem alındı”

Mahkeme heyeti de bunu akıl sağlığı yerinde mi yoksa birileri bunu ayarladı mı diye düşünmeden ciddiye alıp dinliyor, kayıtlara geçiriyor.

Serbest bırakıldıktan sonra denetimli serbestliğe uymadığı için tekrar açık cezaevine giren Umut Asma bu arada 3 Nisan 2017 tarihli Türkiye gazetesi tekrar önüne geldiğinde gazeteyi inceleyerek Cumhurbaşkanı’na suikast olabileceğini düşünüyor, Cezaevi Müdürü’ne gidiyor. Cezaevi Müdürü de bunu Başsavcı ile görüştürüyor. Başsavcı’ya da “şifreyi nasıl çözdüğü”nü anlatıyor.

Bu arada eski Başbakan Mesut Yılmaz’ın da FETÖ’ye 380 milyon lira aktardığının delillendirilmiş olarak dosyada bulunduğunu ifade ediyor.

Şimdi…

Muhtemelen cezaevindeki FETÖ’cüler tarafından çeşitli vaatlerle devşirilen Umut Asma adlı kişinin Karlov suikastı gibi son derece önemli bir davada “gizli tanık” yapabilmesine mi yanayım?

Onu “gizli tanık” olarak kabul edenlere mi?

Bu alçağın, benim yazılarımın cezaevindeki FETÖ’cülere şifreli mesaj olduğu yalanını ciddi ciddi dinleyen mahkeme heyetine mi?

Onu ciddiye alan Cezaevi Müdürü’ne mi?

Onu dinleyip adamın meczup olduğunu anlamayan savcılara mı?

Bunu da bana olan düşmanlıklarını çok iyi bildiğim Karanlık Oda’nın manşetten zevkle yayınlamasına ve bu meczubun hezeyanlarını eleştireceklerine sanki gerçekmiş gibi yayınlamalarına mı?

Hangisine yanayım bilemedim.

Ortada dünyanın en büyük şerefsizliklerinden biri var.

FETÖ’cülerin analarını ağlatıyoruz. Emdikleri sütü burunlarından fitil fitil getiriyoruz. Payımıza düşen neyse onu tek tek yapıyoruz.

Fetullah p..i ta Pensilvanya’dan beni ve haber kaynağım Ümit Akdemir’i imalı yolla tehdit edip duruyor video mesajlarıyla.

Tarafıma itibar suikastı yapmalarını tabii ki bekleyebilirdim de karısını bıçaklayan bir müptezeli ciddiye alıp tanık diye dinleyecek mahkeme heyetinin olacağı kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.

Eğer böylesine meczuplar çıkıp GİZLİ TANIK diye konuşacaksa başka birileri de çıkıp gizli tanık olmak istediğini söyler ve çeşitli yazarlara siyasetçilere itibar suikastı yapar durur. Bunun sonu yok.

Mahkeme başkanı sormuyor bile “Nasıl bir şifreli mesaj vermiş? Belge dediğin nerede, bilgi dediğin nerede?” diye. Adam mahkemeye elinde belge ve bilgi olduğunu söyleyip başvuruyor, adımı lekeliyor ve kimse de hesap sormuyor. Bu kadar mı izandan yoksun herkes?

Yuh yahu yuh!

Bu rezilliğin, kepazeliğin hesabı derhâl verilmeli.

Bu alçaklığı kim tezgâhlamışsa mutlaka yakasına yapışılmalı.

Kime “hizmet” ediliyor.

Amaç ne?

İtibar suikastlarıyla FETÖ ile mücadeleyi sulandırmak mı? Bu tür tanıkların abuklukları yüzünden FETÖ davalarındaki GERÇEK TANIKLIKLARIN nasıl güme gitmesinin hesaplandığı anlaşılmıyor mu?

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.