30 Mart 2020
  • İstanbul9°C
  • Ankara10°C
  • Konya6°C
  • İzmir12°C

ERDOĞAN HALA YALNIZ SAVAŞIYOR!

Kısacası her şey dediler ama bir türlü yanında olmadılar. Çünkü sorumluluk yüklenemeyecek kadar çürük omuzları vardı onların. Her defasında savrulan omurgasız insanlardı…

Erdoğan hala yalnız savaşıyor!

31 Ekim 2016 Pazartesi 00:12

Erdoğan hala yalnız savaşıyor!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de düzenlenen Şehit ve Gazi Yakınları Atama Töreni'nde aynen şöyle dedi. “Bu örgütle mücadelede net bir duruş sergilediğim zamanlarda yanımda milletimden başka kimseyi göremedim. Siyaset arkadaşlarımdan, muhalefetten, iş dünyasından bunların üzerine çok gittiğimi ve haksızlık yaptığımı söylüyorlardı.” Bu çok hazin bir öyküdür… Bakınız bu âlemde 31 Mart vakası kadar mizansen, kurgusu, algısı önceden hazırlanmış, senaryosu önceden yazılmış organizeli bir kalkışma varsa o da Gezi kalkışmasıdır. Gezi, başlı başına Erdoğan'ı devirme operasyonuydu. Küresel sistem, iç karışıklık çıkartarak Erdoğan engelini ortadan kaldırmayı planlamıştı. Cumhuriyet tarihinin en derin, en kapsamlı, en çirkef senaryolarından biriydi.

İşte böyle bir ortamda Arınç, “Kimisi sanatçı, kimisi halktan, kimisi yazar, kimisi çizer bu insanların “karşı çıkmalarını” takdirle karşılamak lazım. Halka bir özür borcumuz var iyi anlatamadık” dedi. Cumhurbaşkanlığı gibi bir makama yükselmesini Erdoğan'a borçlu olan Gül ise, “ Mesaj alınmıştır, demokrasi sandıktan ibaret değildir” demişti. Aynı Gül, “Kaygılarını sergileyen gençlerin barışçı eylemlerini demokratik olgunluğumuzun bir tezahürü olarak gördüm” diyordu. Ne demokrasiydi ama!

erdogan-yeni-b-001.jpg

Bugünlerde reis güzellemeleri yapan yazarlardan çoğunun Gezi'de esamesi okunmuyordu. Erdoğan, o gün ülkesinin bekasına kasteden şer odaklarına karşı tek başına mücadele etti. En yakınında olduklarını sandığımız insanların tavırlarını gördünüz! Erdoğan'ın yanında sadece Anadolu insanı vardı. Kazlıçeşme'ye akın eden milyonlarca insan o gün orada Gezi planını altüst etti. Kemalist, ilerlemeci, çağdaş, pozitivist aydınlar/siyasetçiler/liderler gibi kendilerini hakir görmeyen aksine “kardeşlerim” diye hitap eden ve “sizi Allah için seviyorum” diyen liderlerine sahip çıktılar. O gün Kazlıçeşme milyonlarca insanın “Dik dur eğilme bu millet seninle!”sloganlarıyla inlemeseydi, Türkiye elimizden gitmişti.

17-25 Aralık darbe girişimlerinde de Erdoğan'ı yalnız bıraktılar. Yolsuzlukların üstü örtülemez diyordu dönemin Cumhurbaşkanı, Yüce Divan'da temize çıksınlar diyordu yazarlar, bundan cesaretle başbakan 30 Mart'ı göremeyecek diyordu muhalefet… Erdoğan'ın yanında ise yine imparatorluk bakiyesi, basiret ve irfan sahibi Anadolu insanından başka kimse yoktu. Dolayısıyla Türkiye'de manipülasyonlar devrinin kapandığını, gazete manşetleriyle, tuzaklarla, kumpaslarla, iktidar ettikleri hükümetleri devirmenin tüm yollarının tıkandığını dünya âleme resmen ilan etmişlerdi.

Erdoğan'ın FETÖ ile mücadelesinde bir avuç esaslı yazar ve millet dışında yanında kimse yoktu. O bir avuç yazarı da ‘'şarlatan, trol, amigo, pelikancı, seviyesiz, biatçı, fitneci vs ‘' diyerek susturmaya ve yıldırmaya çalışıyorlar. Hazin gerçek budur. Ve bu içler acısı bir durumdur. Erdoğan sesi kısılana kadar “bu hain yapıyla mücadele edeceğiz”, “inlerine gireceğiz” dedikçe inadına uzlaşma kampanyaları düzenlediler. Erdoğan, “bu gömlek artık dar geliyor” başkanlık sistemine geçmeliyiz dedikçe inadına sessiz kaldılar. Erdoğan, ülkenin bekasına kasteden, sivil insanları katleden terör örgütü üyesi milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılsın dediğinde onlar “hodri meydan” çekip bir de üstüne Kolombiya diyerek masayı işaret ettiler. O milletim dedikçe onlar küresel sistem dedi. Erdoğan, dava dedikçe onlar makam, mevki, koltuk anladı. Erdoğan dik durdukça üslubu zarar veriyor dediler. Kısacası her şey dediler ama bir türlü yanında olmadılar. Çünkü sorumluluk yüklenemeyecek kadar çürük omuzları vardı onların. Her defasında savrulan omurgasız insanlardı…

Gezi kalkışmasından 15 Temmuz'a varana kadar geçen sürede ülkemiz FETÖ aracılığıyla ardı ardına şiddetli operasyonlar geçirdi. Erdoğan'ı tasfiye etmek için bir araya gelen yapıların planlı çabaları bugüne kadar bir netice vermedi. Vermez de! Çünkü Erdoğan'ın Anadolu ile Anadolu'nun da Erdoğan ile kurduğu bağı bir türlü idrak edemiyorlar. Türkiye'yi twitter âleminden ibaret sanan ve ortaokul düzeyindeki gruplara 3-5 kuruş maddi imkân sağlayarak yaptırılan PR çalışmalarıyla ülke yönetmeye talip tuhaf bir zihniyet var karşımızda… Diğer taraftan Erdoğan'la aynı dili konuşan, aynı düşünceyi ve duyguyu paylaşan aynı yolun insanları… En az onun kadar cesur ve kararlı irfan sahibi Anadolu insanı… Hangi organizasyon, hangi plan bu gücü kırabilir ki!

Türkiye'yi eli kolu bağlı, zayıf bir ülke durumuna getirmek isteyen küresel sistemin hedefinde Erdoğan var. Milletin liderini, liderin de milletini bulduğu tarihin bu evresinde bu bağı koparmak ve Türkiye'yi müstemleke bir ülke durumuna getirmek istiyorlar. Erdoğan ise buna müsaade etmiyor.15 Temmuz'da denediler, yine olmadı. Çünkü millet, Erdoğan'ı duyuyor. Çünkü onların arasında yaşıyor. Sığınaktan verilen ses millete ulaşmaz! Erdoğan, milletten aldığı güç ve destekle Gezi kalkışmasından bu yana kelle koltukta, tek başına mücadele etmektedir. Etrafında onunla aynı yola baş koymuş bir avuç insanın basireti, cesareti ve kararlılığıyla bu mücadele devam ediyor. Ne yazık ki yanında hala kimse yok! Bu yüzden sesleniyorum. Sayın cumhurbaşkanım iddialı olmayı, büyük düşünmeyi, elini taşın altına koymayı değil de içeride küçük hesaplarla günü kurtarmaya çalışan omurgasız insanları yanınızdan yörenizden uzaklaştırın. Çünkü biz uzun ve zahmetli bir yola çıktık.

Ufuk Coşkun-Milat

erdogan-ve-abdulhamid-001.jpg

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.