17 Ekim 2018
  • İstanbul20°C
  • Ankara22°C
  • Konya21°C
  • İzmir22°C

ERCAN ÇİFCİ YAZDI; YENİ AKINCI SEFERE HAZIR!

O halde “OLMAK” gibi büyük bir mesuliyet altındayız. Fikirde adam olmak, sanatta adam olmak, edebiyat ve ahlâkta adam olmak; hâsılı fikrin tezahür edebileceği bütün sahalarda adam olmak zorundayız.

Ercan Çifci yazdı; Yeni akıncı sefere hazır!

12 Şubat 2018 Pazartesi 19:53

Yeni Akıncı Sefere Hazır!

Olağanüstü günlerden ve olağanüstü şartlardan geçiyoruz.

Dünya yepyeni bir zaman dilimine girdi. İnsanlıkta değişen bir şuur seviyesi var ve buradan yayılan mânâ bir şeyleri dayatıyor. Siyaset bilimcilerinin ifadesi bu gelenin batıya mahsus bir dil ve anlayış olmadığı. Tarihin artık Türkiye’ye bir rol verdiğini, Anadolu’yu bu mânâda merkez seçtiğini, fikirde ve aksiyonda buradan yükselecek bir bayrağın tüm dünyanın zulümden kurtuluşuna vesile olacağını ise yine aynı siyaset bilimcileri söylemekte.

Dostta düşmanda gelenin kim olduğunu bildiğinden safını ve savaşını ona göre belirlemekte. Deniz dalgalanmadan durulmayacaktır. Tren uzun zaman önce yola çıkmıştır, kaçıranlar için belki de çok geç. İçinde olalım veya olmayalım artık Türkiye tarihi rolünü oynayacaktır. Bu kaçınılmaz bir hakikat olarak önümüzdedir.

Onlarca yıldır Türkiye’nin önünü kesmeye çalıştılar. Darbeler, suikastlar, kumpaslar, gerçek fikir ve aksiyon kahramanlarını yıllarca mahkûm etmeler vesairleri. Hep bu oluşun/akışın önünü kesmek içindi. Olmadı, yapamadılar. Elleri birbirine dolaştı, ihanetleri bütün çıplaklığı ile aşikâr oldu, yaptıkları bütün planlarda iflas ettiler. Sanki gizli bir EL olan bitene müdahale ediyor, yüzyıla hâkim adam hakkını kullanıp madde ve mânâda savaşını zaferle neticelendirmek için çırpınıyordu. Her şey bir NİZAM’a bağlı gelişiyor ve şartlar “zamanı gelmiş bir fikrin engellenemeyeceğini” dünya âleme gösteriyordu.

Irak, Suriye, Libya, Çeçenya ve Yemen vesilesiyle yaşananların hepsi bu çerçevede idi. Akan kan Müslüman kanı idi, dökülen gözyaşı Müslüman gözyaşı idi, yağmalanan şehirler Müslüman şehirleri idi. Tecavüze uğrayan genç kızların “Nerede bu Ümmet’in erleri” diye bağırışları hala kulaklarımızda. O bebelerin “Sizi Allah’a şikâyet edeceğim” çığlığı hala yüreklerimizi parçalamakta. Kıyıya vuran bir yunus kadar ilgi görmeyen çocukların cesetleri hala gözümüzün önünde. Yakan Amerika’ydı, yakan İran’dı, yakan Rusya’ydı.

Bir şeyler değişiyordu ve bunu en iyi düşman biliyordu. Bu yüzden Müslüman şehirlerini onlarca yıl kendisine gelemesin diye yakıp yıkmaya başladılar. Müslüman devletlerin ekonomisini uzun yıllar toparlanamayacak şekilde yağmaladılar. İnsanların arasına fitne tohumu serptiler, yüzlerce yıl birbirlerine düşman kesilsin ve batı kendisini toparlayınca kadar bu kavga devam etsin istediler. Ama hiçbir plan istedikleri gibi gitmedi.

Doğrudur, önümüzde korkunç bir tablo var; İslam şehirlerinin ve milletlerinin hali malum. Elbette bütün bunların müsebbibi yine biziz. Bir hikmet sahibinin deyişiyle; bizim hakkıyla adam olamayışımızın neticesi olarak bütün bunlar oldu. Bugün yine aynı şekilde davranırsak belki Anadolu’da harabeye dönecek, şehirleri batılılarca yağmalanacak, içteki hainler sebebiyle kızlarımızın iffeti ayaklar altına alınacak, karılarımızın namusları kirletilecek.

O halde “OLMAK” gibi büyük bir mesuliyet altındayız. Fikirde adam olmak, sanatta adam olmak, edebiyat ve ahlâkta adam olmak; hâsılı fikrin tezahür edebileceği bütün sahalarda adam olmak zorundayız. Ve asla meccani kahramanlara, kuru sıkı pohpohçu sahtekârlara, işsiz güçsüz, dedikoducu ve milletin motivasyonunu bozan ahmak tabiatlı insanlara itibar etmeden.

Artık sorularımızı net sormak, dost ve düşmanımızı net belirlemeliyiz. Amerika ve İsrail düşmanımızsa bunu artık açıktan açığa söylemeliyiz. İttifak ettiğimiz ülkeler varsa onların dostluk ve düşmanlık derecelerini iyi belirlemeli, sırtımızdan hançerlenici pozisyonda olmamalıyız. Düşmanın sayısını artırmamak lazım, bu kesin. Ama dost kisvesine bürünmüş yılanları da tanımak ve besleyip büyütmemek gerek. Milletimizin şuur süzgecine yepyeni bir dil ve anlayışla dost ve düşman kutupların kimlikleri, gayeleri, tarihteki yerleri işlenmelidir. Böylelikle hareket eden ordu niçin hareket ettiğini görsün, millet gelecekte nasıl bir dünyada yaşayacağını yavaş yavaş idrak etsin, şehit olan niçin şehit olduğunu, kavga eden niçin kavga ettiğini bilsin.

Eğer kitleleri Mutlak Fikrin kanatları altında hayat bulmuş fikirle beslemez, yoğurmaz ve yetiştirmez isek “hayat boşluk kabul etmez” hesabı derme çatma bilgiler, kurtuluşumuzu yok oluşumuza çeviren fanatizm üzerine kurulu ideolojiler onları kaplar.

Bu ise yukarıda belirttiğimiz “zamanı gelmiş fikrin engellenemeyeceği” hakikatinin önünde adi bir engel olarak durur.

Her çeşit engeli aşmak için kılıcı ürkek çekmenin zamanı geçti, dünya artık bir inkılâp bekliyor; Anadolu’dan ve bizden...

Ercan Çifci-Bigaste

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.