25 Kasım 2017
  • İstanbul11°C
  • Ankara-2°C
  • Konya-1°C
  • İzmir4°C

ELİNDE DEVE SİDİĞİ İLE GEZEN PROF'A TÜKÜRÜK!

Büyük ihtimal o gece televizyon kanallarında en çok izlenen program olan C.Taslaman-Ebubekir Sifil, hadis konulu münazara programını çoğunuz izlemiştir. Demiri tavında dövelim, bu mevzu hakkında iki kelam edelim.

Elinde deve sidiği ile gezen prof'a tükürük!

24 Temmuz 2017 Pazartesi 00:05

C. TASLAMAN'A BABAANNEM'DEN "TÜKÜRÜK"

Programdan sonra  insanların aklında kalan tek bir gerçeklik vardı malesef.

Görgüsüzce içine idrar doldurulup masanın üzerine Taslaman tarafından, üstelik pişkin pişkin gülerek servis edilen kavanoz! 

Bu tayfanın olmazsa olmazı şeytanca bir taktiktir bu. Mevzuyu asıl minvalinden çıkartıp, sloganlarla insanoğlunun algılarına tecavüz edip, beyindeki ayna nöronları esir almak. Neden bu yola giriyorlar? Çünkü gerçeklerin konuşulduğu bir ortamda onların safsatalarına cevap veren iyi donanımlı bir rakip var. En kestirme yol, konuyu, verilen cevapları itibarsızlaştırarak, ucuz Cem Yılmaz yanıtları ile izleyeni ciddiyetten uzaklaştırıp, beş doğrunun içine ikide yanlış katarak yıllardır yapmış oldukları zihin, beyin, algı yıkama tuzaklarını perdelemek.

Bu tiplere çok örnekler var; Edip Yüksel de bu projeye hizmet edenlerden, İslamoğlu da, Kuytul da, odunu bol olsun Yaşar Nuri de, Bayındır da. Kek yorumcu tenkitlerine ağızlarının suyu akarak, facelerde, twiterlarda anında cevap yapıştırır orgazmda nirivanaya ulaşırlar. Lakin onları takip eden hayranlarının kafalarında soru işaretleri bırakan yorumları ve yorumcuları anında engellerler. Zerre tahammülleri yoktur. Yorumcu küfr eder, seviyesiz davranır engellersin anlarım, hani sizler tartışmayı severdiniz, soru sorun bol bol derdiniz. Papucumun aydınları.! 

Gelelim Taslaman'ın çişine!        

  Gelelim Taslaman'ın çişine!.. Sifil Hoca, o hadisin sahih olduğunu, detayları ile anlattı merak eden programın son bölümünden izleyebilir. Yetmedi bunu İbn-i Sina'nın kitabından delillendirdi. İbn i Sina'nın bu kitabı hali hazırda hala Avrupa'da tıp biliminin istifade ettiği bir kitap. Salağa anlatır gibi hemde tane tane, tek tek anlattı Sifil Hoca!

Taslaman sözde modern yüzyıl aydını, madem şifalı o zaman için diye, slogan, köşeye sıkışmış fare misali reflexler göstermeye başladı. Aslında çok iyi anladığı ama çaresiz kaldığı bir an, o anda ya facede yada twettırda olmak isterdi, çünkü çözüm kolaydı; engelle!

Canlı yayında yapamıyacağını biliyor, iyisimi çamur atayım, çamura yatayım, itibarsızlaştırayım, mevzuyu kaynatayım, gargara yapayım.

'Ben yaşadım ve şahsen tecrübe ettim'

Taslaman efendi şimdi yazacaklarımı ben yaşadım ve şahsen tecrübe ettim. Bu yazacağım konu ile ilgili bir hadis olsaydı, masanın üzerine bir tükenmez kalem, birde kavanoz dolusu tükürük getirip, hadi çizin ve tükürüğü yüzünüze, elinize dökün der miydin.? Çünkü senin mantığın ve dünyaya bakış açına göre öyle olması lazım geliyor.

Liseye başlangıç yada ortaokul son sınıf dönemlerimdi. Ellerimde ve yüzümde halk dilinde "siil" denen et parçacıkları çıkmıştı.Hem de onlarca. Küçük küçük, çokta çirkin görünümlü etten tepecikler. Özel doktora gittik, krem verdi kullandım, siile sürüyorsun yumuşatıyor sonra siil düşüyor. Lakin araya kısa bir zaman giriyor tekrardan çıkıyor. Olmadı hastahaneye gittik, onlarda damla verdi, siilin üstüne damlatıyorsun orayı yakıyor siil kuruyup düşüyor. Fakat ne fayda, gittiği yerden tekrar çıkıyor kısa bir süre sonra.

Anlayacağınız modern tıp bir çözüm bulamadı. İlaçları kullanmayı bırakmak zorunda kaldım, sürekli tekrar eden bir duruma düşmüştüm. İşin kötü tarafı bu et parçaları çoğalmaya başladı bu ilaç tedavisinden sonra.

Neyse, gel zaman, git zaman, rahmetli Babaannem Aye, kış mevsimini Ankara'da geçirmek için misafirimiz olmuştu. Elimdeki,yüzümdeki rahatsızlığı fark etmiş olacak ki, bi gece beni çağırdı, bana "Bir kalem getir yanıma gel" dedi. Kalemi verdim, tükenmez kalemdi... Başladı içinden bir şeyler okumaya ve elimdeki yüzümdeki siilleri o kalem ile çember içine almaya!. 

Duasını bitirdi, son olarak da kalemle işaretlediği yerlere inceden " tü, tü, tü" diye bi kaç defa tükürdü... Bana da dedi ki; "Üç gün buralara su değdirme..."  Bişey anlamamıştım, lakin dediğini yaptım. Sonuç; İki hafta geçmeden ne elimde, ne yüzümde, o siillerden eser kalmamıştı!. Şaşkındım...Lakin korkuyordum tekrar gelecekler diye...

Otuz sene geçti hala yoklar.

Rahmetli Babaanneme gittim sordum, "Niye dedim özellikle o gece?

 Aynen şunu söyledi; "Çoktan fark etmiştim, ama yeni ayın olmasını bekledim!"

Durur muyum ilk gittiğim doktora gittim anlattım... Bana Taslamanvari bir cevap verdi, "Tükenmez kalemin mürekkebi etkileşim yapmış olabilir!"

Cevabını verdim; "O zaman neden reçetelerinize tükenmez kalem yazmıyorsunuz, gidip kırtasiyelerden alalım!"

Bilmem ne anlatmaya çalıştığımı anladınız mı dostlar.

Biliyorum Taslaman zihniyetinin bu örneğe de onlarca cevabı vardır. Mesela, daha önce yapılmış olan tıbbi müdehalelerin sonradan ortaya çıkmış olumlu sonucu,  he, he dilin kemiği yok nasılsa, siz ona inanın, takipçilerinizde arkanızdan gelsin.

Modern tıbbın, yılanın zehrini panzehir olarak dönüştürmesi normal, bu bardak bardak yılan zehri içilmesi şifadır anlamına mı geliyor Taslaman? 

Hastalıklardan korunmak için vücuda enjekte edilen zayıflatılmış mikropların, manası her gün on tane verem aşısı yaptırın şifası olur anlamına mı geliyor Taslaman.?

Utanmadan sıkılmadan bir de idrarın sebeb verdiği hastalıklar listesini okuyor, desteklesin diye! Bilmem dünya ne tıb örgütünün resmi açıklaması diyor.

Ne kadar ucuz bir manüpilasyon, ne kadar slogan, ne kadar trübünlere oynamadır bu! Taslaman geçmişte bardak bardak idrar içen cahiller tam da senin fikrinde olan kişilerdi inan.

Sen eğer hadisi o şekilde anlıyorsan, ya da insanlar bilmiyor öyle anlıyorlar diyosan senin de o insanlardan zerre farkın yok demektir. Münazara gecesi donun düştü Taslaman. Ben seni gerçekten takip ederdim, o gece gördüm ki senin de yukarıda isimlerini yazdığım proje kişilerden farkin yokmuş vesselam.

  Bir daha böyle bir programa katılırsan lütfen masaya, bir tükenmez kalem, bir kavanoz da tükürük koydur! Kalem yalanlarını çizmek için, tükürükte ya rabbi şükür demen için!

 Bu vesile ile sizlerden ricamdır, rahmetli Babaannemin ruhuna el Fatiha, lütfen. Allah hepinizden şimdiden razı olsun.

 Selametle dostlar.

Bayram Kaymakçı-HaberX.com

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.