14 Ekim 2019
  • İstanbul17°C
  • Ankara6°C
  • Konya8°C
  • İzmir17°C

EĞİTİMDE DEZAVANTAJLI GRUPLAR VE MAARİFİN ADALETİ!

Memiş Okuyucu

23 Eylül 2019 Pazartesi 03:33

EĞİTİMDE DEZAVANTAJLI GURUPLAR VE MAARİFİN ADALETİ  

Dezavantajlı gurupların diğer kesimlerle arasındaki farkı asgari seviyeye indirip, her insana ortak ve adil yaşama standartları ve hakları sağlama konusunda, dünyanın her yerinde birbirinden farklı ölçüler benimsenmiştir. Batıda özellikle 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sanayi alanındaki gelişmeler nedeniyle,  şehirlerin nüfus yapısı, nüfus yoğunluğu ve niteliği değişmeye başlamıştır. Bu nüfus hareketliliği ve göçlerin sonucu olarak, işsizlik ve diğer alanlarda, şehirlerde belli sorunların doğması ve bu sorunların toplumsal ahengi etkilemeye başlaması, çözüm arayışlarına neden olmuş ve bu arayışların bir neticesi olarak başta İngiltere ve Fransa gibi  ülkelerde sosyal politika bilimini doğurmuştur.

Bizim medeniyet tarihimizde ise; boy, soy, statü, bölge, gelir, makam, ırk v.b. farklılıkların ve yetersizliklerin güçsüz kesimleri tümüyle cılızlaştırıp, diğer yaşama standartlarının yanında eğitim ve öteki haklarından mahrumiyete düşmesi, cemiyetin sürekli gündeminde tutulan bir mesele olmuştur. Çünkü cemiyette temel yaşama standartlarında; hak, adalet ölçülerine uygunluk ve toplumsal enerji ve sinerji kaybının önüne geçilmesi, bir toplumsal beka meselesi olarak da görülmüştür.  

Bu çerçevede sağlık, eğitim, çalışma ve diğer alanlarda asgari standartlar belirlenip, bu standartların altında kalan gurupları muhtelif yardımlarla destekleme eğilimi belirmiştir. Sosyal politikaların batıdaki doğuş temellerinde, toplumdaki dezavantajlı gurupların kabaran sayı ve kontrol dışına çıkabilme potansiyellerinin, sistemin sürdürülebilirliğini tehlikeye sokmaları da vardır. İşte bu çerçevede ilk ortaya çıkan ve hayata geçirilen sosyal politika uygulamaları, batı da ‘hak’ temelli olarak kurulmuştur. Temel bir insan hakkı olarak; insanların sahip olmaları gereken asgari yaşama, sağlık ve eğitim standartları belirlenmiş. Bu düzeyin altında kalanların yaşama standartları eğitimi de içine alacak şekilde, muhtelif sosyal politika destekleri ile güçlendirilmiştir.

Batı da hak temelli olarak kurulan zayıfların, güçsüzlerin, kimsesizlerin, engellilerin desteklenmesi maksadı ile ortaya çıkan sosyal politika olarak adlandırılan destekleme programları, biz de ‘merhamet’ temellidir. Irkı, rengi, derisi, geliri, getirisi ne olursa olsun Yaradan’ın merhameti, tüm canlıları kuşatmıştır. Tüm yaratılmışlara, insanlara merhamet nazarları ile bakılır. Yunus’un lisanında ‘yaradılanı hoş gördük Yaradan’dan ötürü’ felsefesine bürünen merhamet temelli bakışımıza göre her yaradılan, Yaradan’ın hürmetine hoş görülmeyi ve insanca yaşamayı hak etmektedir. Hak ettiği ölçülere göre iyi bir eğitim alma hakkı da bizim temel insan haklarımızın icaplarındandır.

Bu çerçevede sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel bakımdan kırsal kesimler ile büyük şehirlerde merkezin dışında kalan çevrenin, eğitim bakımından dejavantajlı durumları da, insani açıdan bir ‘eşitsizlik’ halidir. Avrupa yaklaşık 150 senede tamamladığı şehirleşme sürecinde, eğitim ve diğer alanlardaki bu eşitsizliği uyguladığı muhtelif politikalarla asgari seviyelere indirmiştir. Bugün için Avrupa’da sosyo-kültürel farklılıklar en alt düzeylere inmiş durumdadır. Sosyo-ekonomik farklılıklar ise uygulanan sosyal politika uygulamaları neticesi en zengin yüzde yirmi ile en fakir yüzde yirmi arasındaki gelir farkı bire altı düzeylerine inmiş durumdadır! Bu sonuçların eğitimde adalete ve ülke başarısına  yansımaları en üst düzeylere çıkmış, ülke açısından ise sosyal barışı, üretimi ve verimliliği  maksimum seviyelere çıkarıcı rol oynamıştır.

Türkiye’de durum.

Özellikle son yıllarda uygulanan sosyal politikalarla Türkiye’nin en zengin yüzde yirmilik kesimi ile en fakir yüzde yirmilik kesimi arasındaki ekonomik zenginlik farkı, bire on-bire on ikilerden, bire sekiz oranına kadar geriletilmiş durumdadır. Sosyal politikalarla desteklenen en alt gelir diliminde yer alan  yüzde yirmilik kesimin   sosyo-ekonomik durumunda meydana gelen iyileşmenin eğitimde, farklılıkları ortadan kaldırıcı tesiri ve müspet yansıması bir hayli umut verici sonuçlar sağlamış durumdadır. Ancak Türkiye’nin sosyo-kültürel durumundaki çelişkilerin devam etmesi, eğitimde eşitsizlik ve ülke üretimine ve ülke başarısına negatif tesirler bırakarak devam etmektedir.

Türkiye’de 1950’lerden sonra başlayan özellikle  1980’lerden sonra hızla artan şehirleşmenin getirdiği nüfus hareketliliği ve akabinde şehirlerin değişen sosyo kültürel ve sosyo ekonomik yapısı ile birlikte, şehirlerimizde yeni bir sosyoloji teşekkül etti.

Büyük şehirlerin merkezinden çevresine doğru yapılanan,  yaşam tarzı, tüketim alışkanlıkları, gelenekleri, kültürleri ile farklılıklar barındıran yeni bir nüfus dokusu, yepyeni bir insan topluluğu meydana gelmeye başladı.

Günümüzde, özellikle 1980’lerden sonra hızı artan şehirleşme ile birlikte ülkenin ağırlıklı bir kesimi yaklaşık yüzde seksenleri şehirlerde yaşamaya başladı. 1970’lere kadar yüzde seksenlerde seyreden köyde yaşayan nüfus oranı, yaklaşık elli yıl içerisinde çok büyük bir nüfus hareketliliği ile şehirlere taşındı. Bu nüfus hareketliliği ve göç, çok büyük sorunları da beraberinde getirdi. Bu sorunların en başında yer alanı da şehirlere taşınan bu nüfusun sosyo-kültürel durumunun aynı oranda geliştirilerek, sonuçlarının eğitime ve adil eğitim hakkına yansıtılamaması oldu. Şehirlerde kültürel yetersizlik yaşayan bu dezavantajlı gurup ve kesimlerin oranı nerede ise ülke nüfusunun yarısını teşkil etmektedir. Bu nüfus kesimi, uygulanacak muhtelif program ve desteklerle sosyo-kültürel alanda geliştirilerek, ülke eğitim imkanlarından eşit ve adil ölçülerle faydalandırılmalı. Sağlanacak destek programları ile ülke üretimi, sosyal barış ve dayanışma artırılarak, insan temelli adil eğitim hakkı alanında, sosyal devlet temelinde gelişecek Büyük Türkiye ideallerine çok büyük katkıda bulunulmuş olur!. Bunun için devletin temel felsefesi başta olmak üzere, eğitim felsefesinin ve eğitim yönetiminin merhamet temelli olarak yapılandırılması, inşa edilmesi gerekir. Maarif teşkilatı, yukarıdan aşağıya eğitimde dezavantajlı gurupların korunması, desteklenmesi ve geliştirilmesi esasına göre yapılandırılmalı. Ülke maarif sisteminde yeteri kadar kapasitesinden faydalanılamayan rehberlik sistemi de, eğitimde dezavantajlı bu gurupların desteklenmesi ve geliştirilmesi için esaslı bir misyon ve felsefeye büründürülmelidir. 

Sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yönden dezavantajlı gurupların maruz kaldığı ‘eğitim eşitsizliği’ bu ülke için hem bir adaletsizlik meselesi, hem de bir sosyal eşitsizlik olarak maarif sistemimizin çözmesi gereken en temel problemlerden birisidir!. Maarifin adaleti, dezavantajlı guruplara da sunabildiği adil eğitim hakkı ile sağlanabilir. Maarif reformunun ana temalarından birini de vatandaşlarına sunduğu ‘eşit’ ve ‘adil’ eğitim hakkıdır.

Eşit ve adil eğitim hakkının tüm vatandaşlarımıza sunulduğu Büyük Türkiye, bütün dünyaya umut olacaktır. Büyük Türkiye’nin maarif sisteminin temeli adil bir sistem ile bizi geleceğe taşıyacaktır.

Sağlıcakla kalın.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Son Yazıları Tümü
19 Eylül 2019 Perşembe 01:14

Durduramayacaksınız!

19 Eylül 2019 Perşembe 01:12

FETÖ'nün Eğitim Boyutu...

19 Eylül 2019 Perşembe 01:11

Eğitimi terbiye etmek!

19 Eylül 2019 Perşembe 01:09

Köklü bir maarif reformuna ihtiyaç var!

19 Eylül 2019 Perşembe 01:08

Ortak Hafızamız Türkçe: 'Kamus Namusdur!'