27 Kasım 2020
  • İstanbul9°C
  • Ankara-2°C
  • Konya-3°C
  • İzmir6°C

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: AYM'NİN KARARINA SAYGI DUYMUYORUM

Erdoğan AYM'nin Can Dündar ve Erdem Gül kararı ile ilgili 'AYM bu şekilde bir karar vermiş olabilir. Ben Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karara sadece sessiz kalırım ama onu kabul etmek durumunda değilim. Verdiği karara uymuyorum, saygı da duymuyorum"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: AYM'nin kararına saygı duymuyorum

28 Şubat 2016 Pazar 14:48

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Afrika ziyaret öncesi İstanbul Atatürk Havalimanı'nda basın toplantısı düzenledi.
 
İşte konuşmasından satırbaşları;
 
''Bu ziyaretimiz Afrika kıtasıyla olan ilişkilerimizi çok daha genişletilmeye yönelik bir adım olmuş olacak. Afrika'da Türkiye 39 büyükelçiliğe ulaşmıştır. Seyahatin ilk ayağı Fildişi Sahilleri olacaktır. 
 
Aynı zamanda bu ülkeye Cumhurbaşkanlığı düzeyinde ilk ziyaret olacaktır. Bir dönüm noktası olacaktır. Bu ziyaret sırasında birçok anlaşmaya imza atacağız. Resmi görüşmelerin yanısıra Türkiye-Fildişi Sahili İş Forumu'na katılacak. Aynı zamanda Fildişi İmamlar Yüksek Konseyi'ni kabul edeceğim. Geçen yıl bu ülkeye yüzde 17,5 oranında ihracatımız artış göstermiştir. Aynı zamanda geçen yıl Fildişi Sahili yüzde 9,5 oranında yakalamış bir ülkedir. Bu ziyaret güvenlik, savunma sanayi, eğitim, ekonomi alanında yeni fırsatlara imkan hazırlayacağına inanıyorum. 
 
İnşallah ziyaretimizi tamamladıktan sonra Gana'ya geçeceğiz. Gana güçlü demokrasisiyle Batı Afrika'nın en önemli ülkelerinden biridir. Gana ile işbirliğimizi arttırmak istiyoruz. Selefim sayın Abdullah Gül, 2012'de Gana'yı ziyaret etti. Akabinde Gana Cumhurbaşkanı Mahama'nın yaptığı ziyaret iki ülke ilişkilerine farklı bir ivme kazandırdı. Niyetimiz bu ivmeyi bir üst seviyeye taşımaktır.
 
AYM'NİN CAN DÜNDAR VE ERDEM GÜL KARARI
 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin, gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül için verdiği kararı değerlendirerek, “Ben Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım ama onu kabul etmek durumunda değilim. Verdiği karara uymuyorum, saygı da duymuyorum” dedi.
 
  Anayasa Mahkemesi’nin, gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki tahliye kararını değerlendiren Erdoğan, “Bu olayın ifade özgürlüğü ile yakından uzaktan alakası yoktur. Bu bir casusluk davasıdır. Ve Cumhurbaşkanlığı sözcümüz bununla ilgili bazı açıklamaları yapmıştı. Biz defa biz şöyle bakar kör olmak durumunda değiliz. Bazı gerçekleri görmeliyiz. Bana göre medyanın sınırsız özgürlüğü olamaz. Dünyanın hiçbir yerinde de medyaya sınırsız özgürlük yoktur. Bu haberlerde bu ülkenin Başbakanına, Cumhurbaşkanı’na bugünkü göreviyle her türlü saldırı vardır. Basın mensubu kalkacak Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a istediği gibi saldıracak, biz buna seyirci kalacağız. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Anayasa mahkemesi bu şekilde bir karar vermiş olabilir. Ben Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım, onu kabul etmek durumunda değilim. Verdiği karara uymuyorum, saygı da duymuyorum. Ortada bir gerçek var. Bu bir beraat kararı değildir, bu bir tahliye kararıdır. Aslında onlarla ilgili kararı veren mahkeme kararında direnebilirdi. Eğer kararında direnmiş olsaydı Anayasa Mahkemesi’nin kararı boşa çıkacak, veyahut tahliye edilmiş bu kişiler AİHM’e gideceklerdi. AİHM’e gittiklerinde oradan alacakları netice bellidir. Bu süreç bu şekilde atılan adımlar bana göre doğru adımlar değil” ifadelerini kullandı.
 
  13 yıllık AK Parti iktidarı döneminde medyanın fikir ve düşünce özgürlüğü noktasında en ideal noktaya ulaştığını vurgulayan Erdoğan, “Bizim dönemlerimiz basın mensuplarının sürekli cezaevine doldurulduğu dönem değildir. Eğer samimilerse açsınlar o künyeleri baksınlar. Yüzlerce basın mensubunun cezaevine tıkıldığı dönem bizden önceki dönemlerdir. Bizden önceki o insanlar hangi suçlardan dolayı oralarda yatıyorlardı. Biz önlerini açtık yasal düzenlemeler yaptık. Biz bu yaptıklarımızda demek ki yanlış yaptık herhalde. Hala bize saldıranlar bunları görmezden geliyor. Tayip Erdoğan olarak ifade ve düşünce özgürlüğünün sonuna kadar yanındayım. Ama ifade ve düşünce özgürlüğü maskesi altında bu ülkeye saldırı hakkını kimseye tanınmasına taraftar değilim, çünkü bu bir casusluk. Hangi ülke olursa olsun istihbarat örgütleri herhangi bir savcının rahatlıkla müdahale edebileceği bir örgüt değildir. İstihbarat örgütlerinin adeta sınırsız yetkileri vardır. Zaten bu yetkiler olmazsa o devlet güçlü olamaz. Bayırbucak Türkmenlerine MİT yardım götürüyor. Bu yardım sebebiyle sen müdahale edeceksin. Oradaki şoförünü subayını hepsini yere yatıracaksın, onları adeta bir düşman ordusunun mensuplarını yakalamış, teröristleri yakalamış gibi yere yatıracaksın, silahları doğrultacaksın, bu ülkede yargı makamında olanlar o sürece yardım yataklık edenleri tahliye edecek. Kusura bakmayın. Ben bu kadar rahat onların yanında olamıyorum. Bu konuda inandığım doğrular neyse, sonuna kadar arkasında olduğumu ifade etmek istiyorum” diye konuştu.
 
SURİYE'DE ATEŞKES
 
 "Ateşkes kısmen şu anda uyulan bir karar durumunda. Ateşkesin uygulandığı bölge ne kadardır diye baktığınızda Suriye'nin 3'te 1'inde falan ateşkes söz konusu. Tamamında değil. Nitekim dün gece Tel Abyad'ta ciddi bir DAİŞ saldırısı oldu. Yüzde 70'ini yeniden ele geçirdiler. Bunun üzerine koalisyon güçleri hava saldırıları düzenledi. Maalesef diğer bölgelerde de ateşkes yapılmış değil. Temenni ederiz bugün yarın bu ateşkes sağlanmış olur. Fakat doğrusu bu sağlanabilirse Cenevre süreci yeniden bir canlılık kazanabilir. Aksi takdirde bizim güven noktasındaki atacağımız adımları da sarsar.
  
  "SURİYE'NİN KUZEYİNDE OLUŞACAK TERÖRİST KORİDORUNA İZİN VERMEYECEĞİZ"
 
  Suriye'de bölünme ile ilgili herkesin büyük endişe duyduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bu aynı şekilde bizde de var. Çünkü PYD ve YPG'nin kuzeyde sağlamak istediği koridoru birileri destekliyor. Bu destekleyenlerin kimler olduğunu takip ediyorsunuz. Biz Türkiye olarak Suriye'nin kuzeyinde böyle bir koridorun oluşmasına imkan veremeyeceğimizi söyledik. Çünkü orada oluşacak böyle bir terörist örgütlerin koridoru bizim için her an bir sıkıntıdır, tehlikedir. Buna fırsat veremeyeceğimiz tüm dostlarımıza söyledik. Koalisyon güçleri ile bunu paylaştık. Dedikodusu olan şeylere baktığınız zaman 3'te 1'in bir bölümünü kim oluşturacak DAİŞ. Görüşmede rol alan ülkeler bunu kabul edebilecek mi? Eğer kabul ederlerse onlar da teröre destek bakımından ciddi bir sorumluluk altına gireceklerdir. Batıya gittiğinizde ise oluşturulmak istenen bir butik devlet anlayışı var. Bu devleti de kimlerin kimler için kurmak istediğini söylemiştim. Bu gayretler inşallah gerçekleşmeyecek diye düşünüyorum" diye konuştu.
    
  "330 SAĞLANIRSA İSTENİLEN KONUDA REFERANDUMA GİDİLEBİLİR"
 
  Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın yeni anayasa ve erken seçim konusundaki açıklamaları da soruldu. Bu konunun Cumhurbaşkanlığı makamının görevi olmadığını belirten Erdoğan, şunları söyledi:
  "Orada bir dil sürçmesi olmuş olabilir. Bu görev parlamentonun görevi ve bunun kararını parlamento verecektir. Burada neye ihtiyaç var. Bir defa 330'a ihtiyaç var. Eğer bu 330 sağlanabilirse ancak hangi konuda referanduma gidilmek isteniyorsa o konuda referanduma gidilebilir. Bu 330'u sağlamak için gayret gösteren siyasi partiler burada yeni anayasa ile ilgili mi bir referandum yapacaklar, başkanlık sistemi ile ilgili bir referandum mu yapacaklar, ya da başkanlık sisteminin de içinde olduğu bir yeni anayasa ile ilgili mi bir referandum yapacaklar onun kararını müteşebbisleri verecektir. Hükümetin böyle bir gayreti olduğunu biliyoruz. Yeni anayasa çalışması adeta şu anda bir sıkıntıya uğramış vaziyette. Sayın meclis başkanımızın siyasi partilere tekrar bir mektubu oldu. Bu komisyon iş görür veya görmez önemli değil. Tek başına iktidar partisi dahi kalkar kendisi anayasa ile ilgili önergesini hazırlar ki başbakanlığımız döneminde hazırlıklarımız var, bunu parlamentoya sunar. Parlamento da bu önerge ile ilgili tavrını ortaya koyar. 330 yakalanırsa zaten mesele yok millete gidilir. Asıl bu işin sahibi millettir. Bunlar Atatürkçüyüz demiyorlar mı? Atatürkçüyseniz millete gidelim. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin. Millet ne diyor 'yürüyün.' O zaman yürüyelim. Millet 'hayır' diyor o zaman başımız gözümüz üstüne. Bunlar milletten dahi korkuyorlar. Onun için millete bunlar kolay kolay gidemezler. Şu an meclis başkanımızın mektuplarına nasıl cevap gelir göreceğiz."
Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.