29 Kasım 2020
  • İstanbul11°C
  • Ankara3°C
  • Konya2°C
  • İzmir14°C

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: ANAYASA’YI GÖZ GÖRE İHLAL ETTİLER!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AYM’nin skandal kararıyla ilgili, “Anayasa’yı ihlal eden ben değilim. Maalesef, Anayasa Mahkemesi’nin karar merciinde olanlar Anayasa’yı göz göre göre ihlal ettiler” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Anayasa’yı göz göre ihlal ettiler!

04 Mart 2016 Cuma 10:22

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Batı Afrika’ya gerçekleştirdiği resmi ziyarette beraberindeki gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Can Dündar ve Erdem Gül’le ilgili kararın değinen Erdoğan, AYM’nin kendisini birincil mahkemenin yerine koymasının yanlış olduğunu vurguladı. Yargılama bitmeden AYM’nin bu kararı verdiğini dile getiren Erdoğan, AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın geçmişte, “Gerekçe açıklanmadan karar açıklanmaz” tezini savunduğunu kaydetti. Erdoğan, “Kendisi benim sevdiğim, takdir ettiğim bir arkadaştır. Ama ne yazık ki kendi kendine bu tür çelişkilere düşmesi ülkemiz için, hukuk için çok yanlış bir gelişme olmuştur” ifadesini kullandı.

BAĞLAYICI DEĞİL

Kararda hem usul hem de esas bakımından sıkıntı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Arslan’ın AYM kararlarının herkesi bağladığına ilişkin açıklamasını hatırlatarak, şöyle konuştu: “Anayasa ve yasa değişikliklerinde evet bağlayıcıdır ama bireysel başvurularla ilgili olarak böyle bir şeyi öne süremezsiniz. Karar herkesi bağlıyorsa  neden birinci mahkemeye tekrar gönderiyorsun? Eğer birinci mahkeme kararında diretirse AYM’nin verebileceği hiçbir karar yok. Ancak AİHM’e gidebilirler. AİHM, AYM kararı yönünde bir karar verirse, o da sadece tazminat bakımından bağlayıcıdır. “

SUÇ CASUSLUK

Suçun casusluk olduğunu, bunu hafife alınamayacağını söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu, MİT’in Bayırbucak Türkmenleri’ne yönelik atmış olduğu bir adımı deşifre etme girişimidir. Buna kalkışmış olanlar, savcısıyla askeriyle, şu anda cezaevinde. Medya mensubu her istediğini yapma özgürlüğüne sahip midir? Ortada, devletin istihbarat teşkilatının sırlarını ifşa etme; olayları çarpıtma, Türkiye’yi DAEŞ’e yardım eden bir terör örgütü gibi göstermeye kalkışma girişimi var. Bunlara yapmaya kalkışanlara getirilen tedbire kalkıp basın özgürlüğü ihlali diyeceksiniz. Bunu anlamak mümkün değil. Efendim, bu beraat kararı değil, tutuksuz yargılanma sürecidir. Kusura bakmayın da, başkalarına uygun görülmeyen bu tür tutuksuz yargılamalar, ülkenin güvenlik sırlarını tehlikeye atanlara karşı uygulanırsa, bunun altından kalkamazsınız.”

ARKADAŞLAR ÜZDÜ

Sosyal medya ve dersane konularında da AYM’nin aynı şekilde tutum aldığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: “Sonra ‘kimse konuşamaz’ diyorlar. Arkadaşlar, Cumhurbaşkanı cumhurun başıdır, cumhurun dertlerini dile getirir. Bu çerçevede, Anayasa’ya bağlılığıma ilişkin bazı arkadaşların yaptığı açıklamalar var ki bunlar da çok üzücüdür. Anayasa’ya bağlılık ile bu işin uzaktan yakından alakası yoktur. Evet ortada bir Anayasa ihlali vardır. Ama Anayasa’yı ihlal eden ben değilim. Bu Anayasa Mahkemesi’nin karar merciinde olanlardır. Bu ihlali maalesef göz göre göre yapmışlardır.

YENİ SÜREÇ

Birinci mahkeme AYM kararına uydu. Ama bu işin bittiği anlamına gelmez. Savcı karara itiraz edebilir, bir üst mahkeme yeni bir süreci başlatabilir. Bize de yargının işleyişini izlemek düşer.Sayın Başkan bir anayasa hukukçusu. AYM kararları yasa değişiklikleri konusunda tabii ki bağlayıcıdır. Ama bireysel başvurularla alakalı olarak böyle bir şey söylenemez. Söylerseniz yanlış olur. Bir defa bunun duygusallıktan çıkarılması lazım. Dershane olayında da ciddi bir mahalle baskısı sonucunda bir karar alındı. Gelinen nokta ortada. Şu an dershaneler konusunda verilen karar uygulanıyor mu, uygulanmıyor.”

Yeni anayasa çalışmalarına değinen Erdoğan, CHP’nin masadan çekildiğini belirterek, “Neymiş, başkanlık sisteminin olduğu bir masada olmazmış. Ol o masada, karşı çık. Kabul etmek zorunda değilsin. Yeni anayasa hepsi çekilse dahi yola devam edilebilir. Bizim daha önce yaptığımız bir anayasa çalışması var. İktidar partisi o çalışmayı pekala parlamentoya getirebilir” ifadesini kullandı. Erken seçime tartışmalarının sorulması üzerine Erdoğan,  şöyle konuştu: “Ben erken seçimden yana değilim. Fevkalade durumlar olur, tabii o ayrı bir konu. Millet, Anayasa konusunda partilerin ne yaptığını görüyor. Anayasa yapım sürecinden kimlerin kaçtığı da görülecek. Meclis’te 330’un yakalanması halinde, benim hiç tereddüdüm yok, millet bu işi halleder” diye konuştu.

FETÖ’YÜ TAKİPTEYİZ

Paralel Yapı’nın Batı Afrika’da Türkiye aleyhinde yürüttüğü kampanyaya karşı da iş adamları ve kurumların kararlı olduklarını gördüğünü ifade eden Erdoğan, “Nijerya’da paralel yapı mensubu üç kişinin resmi yemekte yer alma teşebbüslerini tespit ettik. Hemen dışarı atıldılar. Bizim olduğumuz yerde barındırmama konusunda azimliyiz. Görüştüğümüz cumhurbaşkanlarına da bu yapının ne kadar tehlikeli olduğuna ilişkin bilgi notlarını verdik. Takipçisi de olacağız” dedi.

GS’YE VERİLEN CEZA

 “UEFA’nin Galatasaray’ı Avrupa kupalarından men etmesine ne diyorsunuz?” sorusu üzerine Erdoğan,” Başbakanlığım sırasında Platini ve daha sonra FIFA başkanı olacak olan İnfantino ile görüşmüştüm ve tüzel kişilerin cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğunu söylemiştim. ‘Ceza verecekseniz, kulüplerin başkanlarına, suçu işleyenlere verin’ demiştim. Platini, ‘Böyle gelmiş, bu saatten sonra değişmez’ demişti. Galatasaray’a ceza verilmesine karşıyım. 20-25 milyon taraftarını da cezalandırıyorsun. Fenerbahçe’ye versen yine aynı şekilde” ifadesini kullandı.

RUSYA SİLAHLARIN HESABINI VERSİN

- Erdoğan, Rusya’nın Türk yardım tırlarıyla Suriye’ye silah gönderildiği iddiasına da sert tepki gösterdi. Bunun doğru olmadığını söyleyen Erdoğan, “Rusya’nın o tür iddialar ortaya atmaya çalışmak yerine, öncelikle Suriye’ye aktarmış olduğu silahların hesabını vermesi lazım. Üstelik bunlar, yakın mesafede kullanıcak silahlar da değil. Büyük ağır silahlar, en modern silahlar” diye konuştu. Türkiye-İsrail ilişkilerine de değinen Erdoğan, İsrail’in özür ve tazminat şartlarını yerine getirdiğini ambargonun kaldırılması konusunda da olumlu sinyaller aldıklarını sözlerine ekledi.

‘RAFİNERİ KURALIM’ DEDİK

- İş adamlarının temaslarının çok verimli geçtiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu: “Nijerya’da petrol, doğalgaz var ama rafineri yok. Cumhurbaşkanı’na, ‘Biz rafineri kuralım, dışarıdan benzin almaktan kurtulun. Bizim uzmanlar gelsin doğalgaz çevrim santralleri kursunlar ve siz tüm çevre ülkelere enerji satın’ dedim. Türkiye’de rafineri kuracak güçte işadamlarımız var. Ülkelerden özellikle zırhlı araçlar noktasında talepler var. Bizim de malum özel sektörümüz bu alanda iyi bir noktada. Hatta insansız hava araçlarında da... Artık Baykar olsun, Vestel olsun... Zırhlı taşıyıcılarda yapılan üretimler hakikaten göz kamaştırıcı. Gurur duyuyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin eski otobüsleri bakımları yapılarak Gine’ye hibe edilecek, yedek parçaları ile beraber.Onlara ayrıca metrobüs sistemini önerdik.

İHANETTEN BÜYÜK KRİZ OLABİLİR Mİ?

Selahattin Demirtaş’ın Sur’a yürüme çağrısına da değinen Erdoğan, halkın söz konusu çağrıya ilgi göstermediğini dile getirdi. Terörle ilintili olanların dokunulmazlıklarının kaldırılması gerektiğini anlatan Erdoğan, “Parlamentoda bu işe evet diyecek birçok milletvekili olduğuna inanıyorum. Bu milletin vekili bu millete ihanet edemez, bu milletin vekili devletine ihanet edemez. Kimi, niçin sokağa dökmeye çalışıyor bunlar? Arkalarında PKK var. Hem milletin parasını yiyeceksin  hem de ihanet edeceksin. Bu kabul edilemez. Süreç bütçe sonrasında hızlanabilir. Bütçe tamamlandıktan sonra bir hafta Meclis kapanır. Akabinde de gerekli adımlar atılmalı, süratle bir neticeye varılmalı” ifadesini kullandı. “Dokunulmazlıkların kaldırılması yeni bir kriz çıkartır mı?” sorusuna Erdoğan, “Şu anda bir kriz yok mu? Millete ihanetten, vatana ihanetten daha büyük bir kriz olabilir mi? Bu konularda hep beraber dimdik durulması lazım, duracağız” yanıtını verdi.

DOST ACI SÖYLER GERÇEĞİ SÖYLER

Moody’s’in Türkiye’nin büyüme oranının yüzde 4’ün altına düşmeyeceğini açıkladığını hatırlatan Erdoğan, “Döviz rezervinde ciddi bir kayıptayız. Siz piyasada kur baskısını piyasaya sürekli döviz sürmekle kontrol altına alacağız derseniz tabii ki döviz maalesef eriyecektir. Biz bıraktığımızda döviz rezervimiz 126-127 milyar dolar civarındaydı. Hükümetimiz döviz rezervini yeniden 130 milyar dolara, hatta daha üzerindeki rakamlara çıkaracaktır. Buradaki bütün mesele finans yönetimidir. Finansın yönetiminin dışında, özellikle bankacılık sektörünü kontrol altına almak, bankacılık sektörünün kontrolüne girmemek de önemli. Çünkü orası ciddi bir faiz lobisidir. Eğer bu lobinin kontrolüne girilecek olursa o zaman Merkez Bankası bu işin altından kalkamaz. Bunu söylediğimiz zaman tabi rahatsız oluyorlar. Dost acı söyler, gerçeği söyler... Ben faiz konusunda da aynı noktadayım. Yatırımın olmadığı ülkeden hiçbir şey bekleyemezsin.” (Mustafa Kartoğlu-Star)

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.