14 Aralık 2018
  • İstanbul10°C
  • Ankara2°C
  • Konya7°C
  • İzmir14°C

BİR "GÜZEL ADAM" DAHA HAKK'A YÜRÜDÜ!..

Şükrü Sak

15 Nisan 2018 Pazar 21:19

Hasan Celal Güzel... Bir "Güzel adam"... 28 Şubat darbecilerine karşı kahramanca direnen bir yiğit adam daha, Hakk'a yürüdü...

16746.jpg

 

Hasan Celal Güzel... Bir "Güzel adam" daha Hakk'a yürüdü...

Şükrü Sak...

Hasan Celal Güzel…

“Güzel” insan, bugün sabah tedavi gördüğü Güven Hastanesinde hayata gözlerini yumdu…

İsmindeki "Hasan", (Hüsn; Güzellik) soyadındaki "Güzel"le birlikte, "ismi ile müsemma" bir insandı...

Allah rahmet eylesin…

-I-

Has bir Anadolu insanıydı…Hasbiydi...

Bugün artık herkesin ‘Ula o nedir, yeni bir telefon markası mı?’ diyecek kadar yabancılaştığı, kendine has bir “Hak” ve “dava şuuruna” sahipti... Yürekli ve yiğitti...

Kendisini 28 Şubat’ın o netameli günlerinde tanıdık…  (Aslında daha önce, 1987’de, Antep’de miting organizasyonu vesilesi ile tanışmıştık…)

O süreçte, 28 Şubat’a karşı direnişte en önemli şahsiyetlerden biriydi “Hasan ağbey…”

Bu zor zamanda gösterdiği “dik duruşunu” asla unutmayacağız!

Bütün bir “İslâmî kesim”, büyük bir panik ve telaş içinde, ne yapacağını bilmez vaziyette, işi sadece “ağlama” edebiyatına dökmüşken, Hasan Celal Güzel büyük bir insiyatif alarak, “zor zamanların adamı” olduğunu gösterdi!

Dik durdu. “Tek başıma da olsam tankların üzerine çıkarım.” dedi.

Dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan, darbecilerden titrerken, -“Başörtüsü mağduriyeti” için odasına gelenleri kovmakla erkeklik tasladığı dönemde, bu “Güzel Adam”, başörtüsü mağdurlarıyla görüşüp, sözleriyle filleriyle, onları her türlü destekledi!

Allah mekânını cennet eylesin…

28 Şubat’a karşı direnen en önemli şahsiyetlerden biriydi Hasan Ağabey!

O zor zamanda, zihnim beni yanıltmıyorsa, hakkında 47 dava açıldığı halde “dik duruşunu” bozmadı. En ufak bir şekilde geri adım atmadı!

28 Şubat’ın o netameli günlerinde, ofisinde ziyaret ettiğimizde, meşhur “el ense”si ile karşıladı bizi… (Elini uzatıyor, siz normal bir tokalaşma için elinizi uzattığınızda o seri bir hamle ile sizi kendisine çekiyor ve sarılıyordu… Güzel’in bu el ensesi meşhurdur…)

Yasadışı BÇG belgelerinin kendisine nasıl getirildiğini anlattı… Vatansever bir subay telefon etmiş kendisine, “Önce şüphelendim tabii” diyor. O belgeler 28 Şubat ihanetini deşifre eden bir başlangıç oldu… Konuşmaya başladığımızda, Kumandan’ı sordu, kitapları ve dergileri takib ettiğini söyledi, selâmlarını bildirdi.

Sonra “ne yapılması gerektiği” üzerine konuşma devam ederken telefon çaldı, arayan Şevket Kazan’dı, o zamanın Adalet Bakanı. Meğer tam o sırada, militan laikliği savunan Cumhuriyet Savcısı Refah Partisi’ne “kapatma” davası açmış, Şevket Kazan, Hasan Celal Güzel’e soruyor,

-“Abi n’apacağız?

Hasan Celal Güzel, -telefonun ahizesini kapatarak- “Bak işte görüyorsunuz, biraz önce anlattım, benden nasıl fellik fellik kaçtıklarını, böyle başları sıkışınca da beni arıyorlar…” Arayacağım ben sizi, şimdi görüşmem var diyerek telefonu kapattı ve Vural Savaş’ın İktidardaki partiye kapatma davası açması üzerine, ben de espri yaptım, “Hükümeti de Vural Savaş kursun o zaman…” diye. Gülüştük tabii, “hukukun” böyle guguklaşması karşısında…

Dik duruşu” dabecileri ürkütmüştü Hasan Celal Güzel’in…

-“Sen nasıl Askerin Genelkurmay Başkanı’ysan, bende sivil otoritenin Genelkurmay Başkanı’yım, 20 sene Başbakan Müsteşarlığı yaptım, neyin ne olduğunu, sistemin nasıl işlediğini en iyi ben bilirim” diyordu…

Bir ara, Erbakan’a yaptığı teklifi anlattı;

“Sen Başbakansın, ben de buyum, alacağız arkamıza, otuz kırk tane milletvekilini, medyayı, doğru Genelkurmay binasına… Kapıdaki asker bir şey yapamaz. Doğruca İ. Hakkı Karadayı’nın odasına gireceğiz, işte bu belgeyi, (BÇG yapılanması) fırlatacaksın suratına ve orada, medyanın gözü önünde, ‘Paşa, bu ne kepazelik?” diyeceksin, bu kadar! Ne olabilir? En fazla çeker silahı seni vurur (-Ki bunu yapamaz, yapsa da şehid olursun) ya da bunu yemek zorunda kalırlar ve darbe tezgahı bozulur…”

Evet... İşte buydu Hasan Celal Güzel…

Peki Erbakan ne mi yapmış?

-Benden kaçmaya başladılar ondan sonra… Biraz önce de gördüğün gibi, başları sıkıştığında, “Abi n’apacağız?”

İşte o süreci anlatan en ilginç anekdotlardan biri budur bana göre…

Yine o görüşmede;

Refah-Yol Hükümeti’nin kurulduğundan kısa bir süre sonra bir Albay’ın gelip kendisine: ”Hoca’ya biz ulaşamayız, ulaşmamız da doğru olmaz. Askerlere emretsin, emretmezse kendisine emretmeye kalkarlar.” dediğini ve bunu Erbakan Hoca’ya ilettiğini anlatmıştı.

28 Şubat darbecilerine direnirken, "Tek başıma da olsam tankların üzerine çıkarım!" dediği için, ona "Tank Hasan" da diyorlardı...

Mekânın cennet olsun "Güzel adam..."

*

Ha, bir de sonradan, “28 Şubat”ı ranta çeviren bayağı müptezeller var. Onların da o süreçte hangi deliklerde saklandığını, “ince siyaset”(!) tarzı ile nasıl kıvır kıvır kıvırdıklarını bilmiyor değiliz. Zor zamanlarda sinik ve ezik, rahat zamanlarda parsa kaygısıyla “öne fırlayan” bu bayağı müptezeller için de birkaç lâf edecektim ama, neyse…

*

Hasan Celal Güzel, Akıncı Yol’da yayınlan bu röportajı daha sonra çerçeveleterek, Parti’deki odasına asmış. Bunu da bana kendisini başka bir vesile ile ziyarete giden bir arkadaş anlatmıştı…

İşte o günlerden ve tarihî röportajdan bir kaç not...

dergi-kapak-bir.png

foto-ve-kupur.jpg

hirsizistan-laik-cumhuriyet.jpg

hiristiyan-hacli--ve.jpg

roprotaj-butun.jpg

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Son Yazıları Tümü
14 Aralık 2018 Cuma 17:22

"Olmak" mı, görünmek mi?

13 Aralık 2018 Perşembe 00:45

Gerçeğin hayâli, hayâlin gerçeği...

21 Kasım 2018 Çarşamba 12:27

"Salı vaazı" Soner Yalçın Hocfendi'den

20 Kasım 2018 Salı 02:34

Allah insanı iddiasından vurur!

06 Kasım 2018 Salı 21:58

Öyle bir geçer zaman ki...

08 Ekim 2018 Pazartesi 22:34

Bu cinayette bir "tuhaflık" var...

29 Eylül 2018 Cumartesi 20:15

Kıyamet tarihi; Newton mu, Mirzabeyoğlu mu?