20 Eylül 2017
  • İstanbul28°C
  • Ankara25°C
  • Konya24°C
  • İzmir25°C

AYHAN OĞAN: "VESAYET ODAKLARINA OLAN SÖYLEMLERİM FİKRİ BİR YANIT BULAMADI"

15 Temmuz sonrasını değerlendirirken yaptığı fikri bir tesbitten dolayı linç kampanyasının hedefi olan Ayhan Ogan Bölge Postası'na önemli açıklamalarda bulundu!

Ayhan Oğan: "Vesayet odaklarına olan söylemlerim fikri bir yanıt bulamadı"

06 Ağustos 2017 Pazar 22:01

Ayhan Oğan: "Vesayet odaklarına olan söylemlerim fikri bir yanıt bulamadı"

CNN Türk yayınında; “Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır” sözleri ile gündemde olan Ayhan Oğan, kendisine karşı yapılan linç kampanyası hakkında Bölge Postası’na konuştu. 

Yaptığı açıklamanın tamamen başkanı olduğu Sivil Dayanışma Platformu ve kendisini bağladığını dile getiren Ayhan Oğan, fikri bir tespitin karşısında fikri yanıtların gelmemesinden dolayı yaşadığı hayal kırıklığını dile getirdi.

Oğan, 15 Temmuz sonrası için vesayet odaklarına karşı yaptığı bir açıklamanın tartışma konusu olması ile ilgili düşüncelerini Bölge Postası ile paylaştı.

İşte o söyleşi ve Ayhan Oğan’ın açıklamaları…

-    Söz konusu konuşmanızın ardından sosyal medya üzerinden bir açıklama yayınladınız fakat belli çevrelerce bu açıklamanız sanki göz ardı edildi. Bu yüzden tartışmalara neden olan cümleleriniz ile ilgili neler söylemek istersiniz? 

-Öncelikle şunu söylemem gerekiyor ki, biz o günkü programda yani yayında, Sivil Dayanışma Platformu’nu temsilen oradaydık. Yapmış olduğumuz açıklamalarda Sivil Toplum Dayanışma Platformu  ve başkanı olarak bizi ve kurumumuzu bağlamaktadır. Bunu çarpıtarak vermeleri ilk düzeltilmesi gereken durumdur. 

İkinci olarak ise; sonuç olarak biz fikri bir tespiti dile getirdik, fikri bir yaklaşımda bulunduk. Karşılık olarak ise sosyal medyada onbinlerce hakarete, birkaç yazar hariç köşe yazarları tarafından ise ağır bir eleştiriye maruz kaldık.

  Yani birkaçı haricinde bu fikri tespite fikri olarak karşılık verecek, fikri olarak karşılık verecek bir bakış açısı ortaya çıkmadı. Neredeyse tamamına yakını küfür, hakaret, iftira, tehdit ve saldırıdan ibaret olarak kaldı. 

Bu vahim bir durum olmakla birlikte, fikrimizin ne kadar güçlü olduğunu da ortaya koymaktadır. Bu vesile ile özellikle CHP taraftarlarının da ne kadar fikir yoksunu olduklarını görmüş olduk. 

- Yayında söylediklerinizin başka anlamlara/manalara çekildiği konusunda sosyal medya üzerinden bir açıklama yayınladınız. Fakat tabir yerinde ise sanki bu açıklama görmezden gelindi. Bunu özellikle son dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın isimlere yapılan bir ‘linç’ kampanyası olarak görüyor musunuz  Bu söyleşi vesilesi ile tekrar açıklama getirir misiniz?            

-Tam olarak bizim söylediğimiz aslında şudur. Türkiye’de rejimin adı Cumhuriyet’tir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1923 yılında Osmanlı’nın devamı olarak kurulmuştur. Kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’tür. Kurucu partisi ise o gün itibari ile Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Bunlar kesinlikle tartışma konusu değildir. Buralardan hiç kimse provokasyon yapmaya çalışmasın.       

Ama 1923’te kurulan bu yapı; 1960 darbesi ve 1961’deki Anayasa sonucunda 27 Mayıs darbecileri eli ile ‘Kurumsal bir Bürokratik-Oligarşik devlet yapısı olarak ortaya çıkmıştır. Bu brokratik-oligarşi devleti siyaseti oligarşik olarak vesayet altına almıştır. Türkiye’de hem yaşam tarzlarını vesayet altına almıştır hem de siyaseti ideolojik olarak vesayet altına almıştır. (Hem iç siyaset hem de dış siyaset…) Kadroları yolu ile de hem iç siyasete hem de dış siyasete müdahale etmiştir.           

Maalesef 15 Temmuz’da da gördük ki bu vesayetin dışarı ile de bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştır. 15 Temmuz itibari ile bütün bu vesayet odakları, grupları ve kadroları uluslararası güçleri de arkalarına almalarına rağmen Türkiye’ye yaptıkları saldırıların altında kalmışlardır ve yenilmişlerdir. Türkiye’ye diz çöktürememişlerdir.         

Ve o tarihten itibaren ortaya çıkan durum devletin yeniden inşaa ve tahkim sürecidir.         

Düşünün sizin genelkurmayınızda üçyüz küsür generalin yarısı tasfiye edilmiştir. İhraç edilmiş, gözaltına alınmış ya da tutuklanmıştır. Emniyet teşkilatınız da durum aynıdır. Yargıda dörtbine yakın hakim ve savcınızda durum aynıdır.       

Yani 14 Temmuz’daki Yargı ile, Türk Silahlı Kuvvetleri ile, devlet mekanizmaları ile 16 Temmuz’daki mekanizmalar aynı şey değildir. Ortada bir fark vardır ve 15 Temmuz’dan bu tarafa bu ülkenin lideri Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın yön/yol göstermesi ile bir yeniden inşaa ve tahkim süreci yürütülmektedir.

  - Yani aslında yeni bir inşaa sürecini ’15 Temmuz girişiminin’ ardından ve bu vesayet odaklarına karşı olarak tanımlıyorsunuz?    

 Evet kesinlikle. Ve 16 Nisan’da da bu durum hukuki bir hüvviyet kazanmıştır. Bu durum artık hukukileşmiştir. Artık Türkiye yeni bir sisteme geçmiştir. Devlet kurumlarının işleyişi, mekanizması, erklerin durumu, yasama, yargı ve yürütme nitelikleri yapısal olarak değişmiştir. Ve değişmeye de devam etmektedir. Bu Türkiye Cumhuriyeti devletinin tahkim ve inşaa sürecidir.       

Bu durum hiçbir şekilde devleti yıkıp da gerçekleşmiş bir şey değildir. Bu açıklamalarımı bu tarafa çekmeye çalışanlar kötü niyetlidir. Bu durum devleti restore ederek, tahkim ederek, yeniden düzenleyerek ve aslına çevirerek devam eden bir süreçtir.      

Nedir o aslı… Bütün demokratik ülkelerde olduğu gibi gücünü milletten alan, kararlarını kendi başkentinde kendisi veren, bağımsız, antiemperyalist ve milletinin değer, inanç, kültür ve değerlerine saygılı bir devlet yapısıdır. Ve bu şekilde ortaya çıkmıştır.     

Olan bitenin, konuşmamın aslı budur. Ve bu fikri bir tespittir. Buna fikri olarak eleştiri getirebilirsiniz, beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz. Ama kesinlikle ortada ki tek vaka kesinlikle budur.     

Bizim durduğumuz nokta bellidir. Biz ömrümüz boyunca milletin bütünlüğü, milletin birliği, devletin bağımsızlığı ve bekası için çalışmış birisiyiz. Bizim temel duruşumuzu ve siyasetimizi belirleyen iki tane durum vardır. Birisi bizim inanç değerlerimizden aldığımız imanımızdır. Hak ne diyor diye bakarız. İkincisi de bir mensubu olmaktan gurur duyduğumuz aziz Türk milletinin durduğu pozisyondur. KAYNAK: BÖLGE POSTASI
 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.