27 Ekim 2020
  • İstanbul19°C
  • Ankara16°C
  • Konya17°C
  • İzmir20°C

ARAŞTIRMACI GAZETECİLİK BİTTİ, YAŞASIN "KAPATMACI" GAZETECİLİK!

25 milyonluk, belgeli rüşvete "kılıf uydurma yarışması" bütün hızıyla sürüyor!

Araştırmacı gazetecilik bitti, yaşasın "kapatmacı" gazetecilik!

24 Aralık 2019 Salı 05:06

nabiz-haber-ozel-yeni-359.png

 

 

Araştırmacı gazetecilik devri bitti, yaşasın "kapatmacı" gazetecilik!

Haber-yorum: Şükrü Sak

Gazetecilik, araştırmayı, soruşturmayı, gerçeği ortaya çıkarmayı gerektirir diye biliyorduk... Bu "iktidar karşıtı muhalif (!) candaş"ları görünce, "bildiklerimizi yeniden gözden geçirmek" şart oldu valla...

Bunlar;

Olayı kapatma...

Bulandırma...

Örtbas etme...

Rüşvete kılıf uydurma yarışmasına girmişler adetâ...

-II-

Gazeteci-gazetecilik denildiğinde tabii olarak ilk akla gelen, bir olayın, haberin, iddianın doğru olup olmadığını araştırmak, okuyucuyu, kamuoyunu bu çerçevede “doğru” bilgilendirmek gelir…

Ama biliyoruz ki artık bu tür “ilkeler” mazide kaldı…

Şimdi moda olan “operasyon gazeteciliği”…

Yani ilkesizlik, ahlâksızlık, çıkarcılık, yandaşlık… Kendi maksatları doğrultusunda, bazı olayları “gizlemek”, bazılarını çarpıtmak, bazılarını şişirmek artık “gazeteciliğin” mütemmim cüzü kabul ediliyor nerdeyse…

Geçtiğimiz haftalarda Sözcü gazetesinin “başyazarı” Rahmi Turan’ın rezilliğini bütün Türkiye izledi, ama ne Sözcü, ne de Rahmi Turan rezil oldu! “Özür dilerim” deyip pişkin ve arsız bir şekilde başyazar olarak yazmaya devam etti…

Hatta, aynı gazetene Yılmaz Özdil’in, “Ben kıç yazarım, o başyazar, onun yazdıkları gazeteyi bağlar” demesine rağmen, bu ahlaksız “operasyonda” kimse rezil olmadı…

Demokrasilerde “4. Kuvvet” olarak tanımlanan-konumlaan medyanın “nasıl bir operasyon aparatı”, gazeteci kılıklı bir kısım zevatın da “nasıl bir algı operatörü” olduklarını gösteren yeni bir hadise ile çalkalanıyor Türkiye dört beş gündür…

Ülkenin anamuhalefet lideri, Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı’nın da içinde olduğu bir “rüşvet skandalı…

“Rüşvet skandalı” diyoruz ama, -iktidar karşıtı muhalif medya- olayı alışıldık, rutin, “gayet tabii” bir olaymış gibi görmesi bir yana, bir de CHP’li Belediye Başkanının “rüşvet talebini” gizlemeye çalışıyor…

Evet evet, asıl görevleri sanki buymuş gibi, olayı aydınlatmaya değil gizlemeye, örtbas etmeye, bulandırmaya çalışıyorlar…

 “Gerçeğin ortaya çıkmaması için” müthiş bir performans sergiliyor, “dürüstlük(!) abidesi muhalif medya…”

*

Hadi diyelim ki, iddia sahibi, başka partili bir iş adamı olsa, dersiniz ki, bu işte bir hile hurda, yalan dolan, iftira vesaire olabilir…

İddianın sahibi CHP’li, rüşvet talebinde bulunan Belediye Başkanı CHP’li, talebi götüren kişiler CHP’li meclis üyeleri!

E bu durumda n’apacaksınız?

Gizlemeye, örtemeye, bulandırmaya çalışacaksınız tabii ki!

Hatta, sanki “rüşvete kılıf uydurma yarışması” varmış gibi, bütün bir toplum sizi “iknâ”(!) etmeye çalışacak!

Böyle “omurgasızlık” görülmemiştir!

İşte bu dürüstlük abidesi medya, olayı örtbas etme, gizleme telaşı içindeyken, “iktidar yandaşı medyayı” da, bu olayı “köpürtmekle” –evet evet köpürtmekle- suçladılar!

Düşünsenize; rüşvet skandalı patladıktan bir gün sonra Uğur Dündar, Mansur Yavaş'ı ekrana çıkarıp, bol bol çanak tuttuktan sonra, üstelik bütün çanak tutmalara rağmen, Mansur Yavaş, "rüşvet  olayını" dolaylı olarak doğrulamasına rağmen, Uğur Dündar isimli kaşar;

"Bu gece yastığa başımı, Ankara'da tüyü bitmemiş yetim hakkı bulunan kaynakların, rant baronlarına değil de, başkentlilerin ihtiyacı olan yatırımlara gideceğini öğrenmenin tarifsiz iç huzuruyla koyacağım. Teşekkürler sayın Mansur Yavaş!"

Diye yazabildi...

ismail-tweet-001.jpg

 

Belgeli rüşvet talebinden daha büyük bir rezalet;

E rüşvet bunun neresinde?

İlerleyen günlerde, Sinan Aygün'ün açıklamaları, iddiaları, -isimleri geçen 2 CHP'li Meclis üyesi- tarafından da doğrulandı...

Sonra Mansur Yavaş tarafından; 

"Sizden ne parası istiyorlar? İstese istese -bakın- o verdiğin okulun sözünü isteyecekler"

Denilerek, doğrulandı!

E bütün bunlara rağmen, "CHP yandaş ve yalakası" İsmail Saymaz ne dedi biliyor musunuz;

-"Rüşvet bunun neresinde?"

Evet, aynen böyle dedi...

Yahu Sinan Aygün'ün "belgeleri var" diyerek söylediği her şey, aşağı yukarı, muhatapları tarafından doğrulanmış, fakat bunun, "okul yaptırmak" için olduğu şeklinde bir "kıvırma" durumuna geçmişler, dürüst(!) gazeteci hala ikna(!) olmamış!

25 Milyonluk "rüşvet talebi"nde bulunan ve ismi geçenlerin hepsi diyor ki;

"Gittik...

Görüştük....

İstese istese, söz verdiği okul parasını istemişlerdir" diye itiraflarda bulunuyor, bizim "yandaş olmayan araştırmacı gazeteciler"(!) "rüşvet bunun neresinde?" diye soruyor iyi mi?

Ne olması lazım İsmail gibilerin "iknâ"(!) olması için;

Bir öncelikle "rüşvet talebi"nin; yazılı, imzalı ve mühürlü olması lazım ve ayrıca ABB'nin antetli kağıdına yazılmış olması gerekir, ki bunlar "ikna" olsunlar!

İki, "rüşvet talebi"nde bulunanların, buna "okul yaptırmak" için dememeleri, doğrudan;

"Biz 25 milyonu direk kendi cebimize indireceğiz" demeleri gerekir, aksi takdirde, bu talebe "rüşvet" denilemez!

İşte bu denli aleni bir "rüşvet talebi" karşısında, başta Oda TV, Halk TV, Sözcü, İsmail Saymaz, Uğur Dündar ve "sağıra yatan", Soner, Yılmaz Özdil gibi dürüstlük(!) abidesi muhalif medyanın mürâi, ahlaksız, ilkesiz, rezil hâli...

Olayı aydınlatmayı, haber yapmayı, tarafsız olmayı, doğruyu ortaya çıkarmayı, hepsini bir tarafa bıraktılar, "belgeli rüşvet talebine kılıf uydurma" yarışması"na soyundular! Olayı, bulandırmayı, örtbas etmeyi seçtiler!

Mansur Yavaş'ı kurtarma operasyonu için ortak bir konsorsiyom kurdular!

 

CHP yandaşı medyanın sefaleti; rüşvete kılıf uydurma yarışması

İsmail Saymaz doğru söylüyor; 25 milyonluk "rüşvet talebi"ni yazılı olarak vermeleri gerekirdi. İkincisi; 25 milyonu "direk kendi cebimize indireceğiz" diye sözlü beyanda bulanmaları lazımdı! Üçüncüsü; CHP'li Beledeyi Meclis üyelerinin, bazı iş adamları ile buluşarak 2-3 milyonluk okul için "25 milyon istemeleri" zaten rutin bir Belediyecilik uygulamasıdır!

E şimdi İsmail Sormakta haklı değil mi

"Rüşvet bunun neresinde?"

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.