02 Nisan 2020
  • İstanbul8°C
  • Ankara5°C
  • Konya7°C
  • İzmir10°C

"100 YILDIR RUHSUZ, HAYATLA, TARİHLE ALAKASI KESİLMİŞ BİR MAARİF SİSTEMİYLE MESAFE KAT ETMEYE ÇALIŞIYORUZ!"

Bin yıllık millet karakterini yaşatamazsak, millet dilinin varlığını kasteden TDK’nın sözlüklerindeki kıyımı durduramazsak, bir kültür inkılabı, maarif seferberliği başlatamazsak, dersliklerden...

"100 yıldır ruhsuz, hayatla, tarihle alakası kesilmiş bir maarif sistemiyle mesafe kat etmeye çalışıyoruz!"

26 Ekim 2017 Perşembe 15:05

Maarif derdi olmayan bir ülke yükselemez!

Rahmetli Nurettin Topçu vaktiyle “Maarif Davası” demişti. “Dava” artık bir para birimi olarak tedavüle sokulduğu günden beri muhtevasını yitirdi. Haliyle heyecan da kalmadı. Soğuk, sevimsiz, kibirli insanların makam, mevki, para peşinde hovarda bir hayat yaşadığı âlemde “dava” artık bir İngiliz anahtarı oldu.

Fişini çektiğiniz anda yere yığılıp düşecek kadar makinenin esareti altında ıstırap çeken bir gençlik artık kimsenin dikkatini çekmiyor.

Edebiyat, propagandaya ve belediyelerdeki festivallere sıkıştırıldı. İslami mimariden yoksun büyüyen şehirlerimiz ise insanı boğan, küçük düşüren, ezen, zehirleyen, ruhsuz mekânlar haline geldi.

Bizler maalesef bağımsızlık mücadelesi verdiğimiz şöyle kritik bir zamanda nükleer silahtan daha tesirli olan maarif ve medya cephesini kaybettik. Maarifi Fulbright’le Amerikan kültürüne medyayı da köşelerinde baykuş gibi tüneyen, kibirli, kurnaz, çapsız, tüccar kılıklı insanlara teslim ettik. Bu iki cephede yaşanan sefaleti, yozlaşmayı, çaresizliği ise bir türlü aşamıyoruz.

Bugün Mimar Sinan’ın peşinden gidecek mimarlarımız, Akif’in peşinden gidecekşairlerimiz, Necip Fazıl’ın, Cemil Meriç’in, Tayyip Erdoğan’ın yükünü omuzlayacak gençlerimizi bulamıyoruz. Bulamıyoruz çünkü bu toprakların enerji dolu gençleriniyıllardır rejimin yılmaz bekçileri yaptılar. Resmi ideolojiye sadık, uysal, itaatkâr birer vatandaş olmaları beklendi kendilerinden. Kuleler inşa eden bekçiler! Onlar artık Amerikan yapımı internet oyunlarının şampiyonu, en üst levele tırmanan birer profesyonel!

Okul onları modernizmin şımarık, muhteris çocukları haline getirdi. Mütecessis muallimleri olmadı onların. Bin yıllık şan ve şeref dolu bir tarihin evlatları olarak yetiştirilmediler. Nurettin Topçu, “Maarife değer vermeyiş millet ruhunun yıkılışını hazırlar” diyordu. Bu dert de onu kanser etti. Allah mekânını cennet etsin.

100 yıldır ruhsuz, hayatla, tarihle alakası kesilmiş bir maarif sistemiyle çorak bir zeminde mesafe kat etmeye çalışıyoruz.Maarif, bir türlü ülkenin en mühim meselesi haline gelemiyor. Oysa maarifin kadar varsın!

Artık Batı pazarında maaş kollayan, marka esiri, şöhret tutkunu, şuursuz gençler yetişmesin. Millet kaygısı taşıyan, İslam dünyasında kurulan kirli tezgâhların farkında, “Hakkıdır Hakka tapan milletimin İstiklal!” diyecek kadar şuur ve idrak sahibi bir gençliğin peşine düşmeliyiz.

Ders kitaplarında tarihine sövdürülen bu gençliğe Erdoğan’dan başka sahip çıkacak kimse yok mu?

Maarif meselesi, büyük (!) basın yayın organlarımızda neden yer bulmuyor?

Eğitim sendikaları neden suskun?

Osmanlıca nefretini gizleyemeyecek derecede tarihine yabancı olan öğretmenleri neden imam hatip okullarına yönetici olarak atıyoruz? Her geçen gün çürüyen, batan, yıkılışa doğru sürüklenen Batı’yı taklitte daha ne kadar ısrar edeceğiz?

Bin yıllık millet karakterini yaşatamazsak, millet dilinin varlığını kasteden TDK’nın sözlüklerindeki kıyımı durduramazsak, bir kültür inkılabı, maarif seferberliği başlatamazsak, dersliklerden, sıra ve tahtalardan, aidatlardan, makamlardan evvel maarif meselesine odaklanmazsak, şehir mimarisine, sanata ve edebiyata insanıdâhil edemezsek, yeni bir mektep sistemi kuramazsak ülkemizi nasıl büyütürüz? Üretme yetileri, hayal dünyaları resmi eğitim vasıtasıyla kasıtlı olarak ellerinden alınan bir toplumda sanat ve düşünce gelişir mi?

13.yüzyıldaki Moğol istilası Orta Avrupa kapılarına dayanan Osmanlı’nın ve üç kıtaya hâkim olan devletin yükselişine neden olmuştu bugün de AB ve ABD emperyalizminin yol açtığı tahribat hiç kuşkunuz olmasın dünyaya hâkim olacak bir Müslüman devletinin zamanının geldiğini göstermektedir.

Son 300 yıldır Batılı toplum ve kültür(fetheden), iktidar ve nüfuz ile birlikte anılırken İslam toplum ve kültürü(fethedilen) ise geri kalmışlık, acziyetve taklitle ilişkili görülüyor. Bunu tersine çevirebilecek potansiyele ve kudrete sahip olan tek ülke Türkiye’dir. Bunun yegâne yoluise maarif alanında da bağımsız bir ülke olmaktan geçmektedir.

Dolayısıyla bu alanda derdi olan ahlak, vicdan sahibi kaliteliinsanlara ihtiyaç var. Maarif derdiniz yoksa sizin vatan gibi bir derdiniz de yoktur. CHP’yi eleştirenler, eğer, kurduğu Amerikan eğitim sistemine de iki çift laf etmiyorsa kimse kusura bakmasın bu samimiyetsizliktir, cehalettir, korkaklıktır.

Ufuk Coşkun-Milat

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.